Taraflar arasında görülen davada Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 27.02.2020 tarih ve 2019/157 E- 2020/63 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.11.2020 tarih ve 2020/1132 E- 2020/1434 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında bakır sülfat satımı hususunda, 10.12.2014 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, anılan satım sözleşmesi uyarınca davalı tarafın Mart-Kasım 2015 arası dönemde,...
11. Hukuk Dairesi 2021/398 E. , 2022/4302 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 27.02.2020 tarih ve 2019/157 E- 2020/63 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.11.2020 tarih ve 2020/1132 E- 2020/1434 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında bakır sülfat satımı hususunda, 10.12.2014 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, anılan satım sözleşmesi uyarınca davalı tarafın Mart-Kasım 2015 arası dönemde, müvekkil şirketten aylık net 161- 184 metrik ton miktarda bakır sülfat alma ve bedelini ödeme yükümlülüğü altında olmasına rağmen, sözleşme yükümlülüklerini ihlal ettiğini, bu endenle müvekkilinin zarara uğradığını, sonrasında müvekkilince, taraflar arasında bağıtlanan tahkim şartı (10.12.2014 tarihli sözleşmenin Yasalar ve Yargılama Yeri başlıklı maddesi) uyarınca zararının tazmini için tahkim başvurusunda bulunulduğunu, yapılan tahkim yargılaması neticesinde ise, müvekkil şirketin tazminat talebinin haklılığı ile zararının davalı tarafça giderilmesine ve yargılama masraflarının da davalı tarafça karşılanmasına hükmedildiğini ve bu kararın usulünce kesinleştiğini, MÖHUK ve sair yasal mevzuat uyarınca tenfizine engel herhangi bir usulsüzlük barındırmayan bu yabancı tahkim kararının Türkiye Cumhuriyeti Makamlarınca da geçerli kılınması ve icra edilebilmesi için tanıma ve tenfizini talep etmek gerektiğini ileri sürerek, Avusturya Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Kurulunun (VIAC) 22 Mart 2018 tarihli Tahkim Kararının Türkiyede tanıma ve tenfizine karar verilmesini, her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkil şirket ve yetkililerinin tahkim nezdinde yargılamanın adil şekilde sonuçlanabilmesi için kendilerini ana dillerinde yeterince ifade edemedikleri ve yabancı bir ülkede yapılan yargılamada usuli işlemleri pek fazla bilemedikleri için davacının bir kısım taleplerinin kabulü cihetinde bir karara varıldığını, esasen tahkim şartının ön görüldüğüne dair sözleşmenin müvekkil firmanın o tarihteki imzaya yetkili müdürleri tarafından imzalanmadığını, bu nedenle tahkim şartının geçersiz olduğunu, bu nedenle davaya konu kararın ÖMHUK ve ilgili mevzuat çerçevesinde tanıma ve tenfizinin yapılamayacağını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu bağlamda talebinin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tahkim şartının geçerli olduğu...