Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Yargıtay/E. 2020/7668 · K. 2022/4590
Yargıtay11. Hukuk Dairesi

E. 2020/7668 K. 2022/4590

E. 2020/7668K. 2022/45907 Haziran 2022
iptal davasıitirazın iptalimenfi tespittespit davasıicra takibikredi sözleşmesilimited şirkettazminat
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.05.2018 tarih ve 2017/206 E. - 2018/487 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.09.2020 tarih ve 2018/2360 E. - 2020/756 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler...

Karar Metni

11. Hukuk Dairesi 2020/7668 E. , 2022/4590 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.05.2018 tarih ve 2017/206 E. - 2018/487 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.09.2020 tarih ve 2018/2360 E. - 2020/756 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı bankanın kredi sözleşmesine dayalı müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, taraflar arasında 16.07.2012 tarihinde 900.000,00 TL bedelli çek karşılığında kredi kullanımı için sözleşme imzalandığını, ardından 575.000,00 TL bedelli ikinci kredinin kullanıldığını, 2012 ve 2014 tarihleri arasında hiçbir zaman toplamda 1.475.000,00 TL kredi kullanımının gerçekleşmediğini, 2012de 600.000,00 TL'lik kredi kullanıldığını, kredi kullanan şirketin anonim şirkete dönüşmesi nedeniyle yeniden sözleşme yapılmasının talep edildiğini, 13.12.2014 tarihinde 1.500.000,00 TL bedelli yeni sözleşme imzalandığını, 16.07.2012 ve 20.12.2012 tarihli sözleşmelerin şirketin limited şirket durumunda iken yapılması nedeniyle 13.10.2014 tarihli sözleşmede ise davacının imzasının bulunmaması nedeniyle şirkete kullandırılan kredilerden kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığını iddia ederek müvekkilinin davalı bankanın yaptığı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafın itirazı nedeniyle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1301 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtıklarını, davacının bu davadaki iddialarını itirazın iptali davasında da dile getirdiğini, davanın derdest olduğunu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, esasa ilişkin iddialarının haklı olmadığını, sorumlu olduğu miktarın usul ve yasaya uygun olarak verilen kefalet limitlerinden kaynaklandığını, 13.10.2014 tarihli kredi sözleşmesinin davacı tarafından kefil sıfatıyla imzalanmamış olmasının davalının kefaletinin sona ermesi anlamına gelmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, borçlu davacının itirazın iptali davası açıldıktan sonra takip konusu borçla ilgili olarak menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığ...

Benzer Kararlar

Yargıtay11. Hukuk Dairesi

E. 2020/7986 · K. 2022/4597

8 Haziran 2022

Yargıtay11. Hukuk Dairesi

E. 2020/7463 · K. 2022/4394

2 Haziran 2022

Yargıtay11. Hukuk Dairesi

E. 2020/7634 · K. 2022/2651

31 Mart 2022

Yargıtay11. Hukuk Dairesi

E. 2020/7950 · K. 2022/2848

6 Nisan 2022

Yargıtay11. Hukuk Dairesi

E. 2020/8109 · K. 2022/4579

7 Haziran 2022

Yargıtay11. Hukuk Dairesi

E. 2020/7676 · K. 2022/4596

8 Haziran 2022