Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında ilki 1995 yılında imzalanan ve 1995 yılından beri sürekli yenilenen ana dağıtım sözleşmeleri doğrultusunda 16 yıldır süregelmekte olan bir ticari ilişki mevcut olup, müvekkili şirketin kendisine faturalanan davalı şirket ürünlerini alt bayilerine fatura ile ulaştırmayı üstlendiğini, imzalanan en son tarihli ana dağıtım sözleşmesinin ise 30.10.2007 tarihli olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme uyarınca davalı şirkete ait ürünlerin en iyi şekilde satışını sağlamak, reklam ve pazarlamasını yapmak ve bu surette alt bayilikler oluşturmayı üstlendiğini, bu yükümlülüklerin çok büyük yatırımlar yapılmasını gerektirdiğini, satışa konu ürünlerin yazılım programları olduğunu, ürünün satışını yapan...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2019/1158 KARAR NO: 2021/1548 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/12/2018 NUMARASI: 2014/785 Esas - 2018/1282 Karar DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/10/2021 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında ilki 1995 yılında imzalanan ve 1995 yılından beri sürekli yenilenen ana dağıtım sözleşmeleri doğrultusunda 16 yıldır süregelmekte olan bir ticari ilişki mevcut olup, müvekkili şirketin kendisine faturalanan davalı şirket ürünlerini alt bayilerine fatura ile ulaştırmayı üstlendiğini, imzalanan en son tarihli ana dağıtım sözleşmesinin ise 30.10.2007 tarihli olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme uyarınca davalı şirkete ait ürünlerin en iyi şekilde satışını sağlamak, reklam ve pazarlamasını yapmak ve bu surette alt bayilikler oluşturmayı üstlendiğini, bu yükümlülüklerin çok büyük yatırımlar yapılmasını gerektirdiğini, satışa konu ürünlerin yazılım programları olduğunu, ürünün satışını yapan çalışanlara ciddi bir eğitim verilmesinin gerektiğini, müvekkilinin 16 yıldır özverisiyle davalı şirketin sektörde lider olmasına önemli katkılarda bulunduğunu, her ne kadar iş bu sözleşmenin 31.12.2010 tarihinde sona ereceği kararlaştırılmış olsa da,16 yıldır her defasında yenilenmek sureti ile sürenin uzatıldığını, ancak müvekkili şirketin yaptığı yatırım harcamalarını tam olarak karşılayamadan, sözleşmenin yenilenmeyeceği hususunu ihtaren öğrendiğini, ancak bu ihtarnamenin keşide edilmesinden önce davalı tarafından sözleşmenin yenileceğinin açıkça ve sözlü olarak müvekkiline bildirildiğini, bu kapsamda 2010 yılı Eylül ayında revize hedef mutabakatı imzalandığını,değişiklik olmadan sözleşmeye devam edileceğini 31.12.2010 tarihine kadar belirttiğini,sözleşmenin başlangıçtan beri belirsiz süreli sözleşme olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalı şirketin sözlü bildirimler ve taahhütler ile sözleşmenin uzayacağı inancını oluşturduğunu, 14.01.2011 tarihli mezkur ihtarnamenin haksız fesih niteliğinde olduğunu,davalının ağır kusuru nedeniyle manevi tazminat ödemesi gerektiğini, sözleşmenin yenilenmediğinin ileri sürülmesi halinde ise davalının sözleşme öncesi görüşmelerdeki tutum ve davranışlarıyla sözleşmenin yenileneceği izlenimini verdiğinden- culpa in conrahendo- ilkesi gereğince de müvekkilinin zararlarını karşılamak zorunda olduğunu belirterek, 25.000-TL maddi tazminat ile 25.000-TL manevi tazminatın haksız fesih tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, mahkemede sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği yönünde kanaat oluştuğu takdirde, davalı şirketin sözleşme görüşmesinde kusurlu davrandığının kabulü ile aynı tutarlarda maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini...