İmar planları çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek imkanlar dahilinde en adil çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan, hizmet ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantılar göz önüne alınarak hazırlanır. İmar uygulamalarının mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen işlemler olması nedeniyle bir takım uyuşmazlıkların da olması kaçınılmazdır. Bu uyuşmazlıklar neticesinde vatandaşlar ile imar planını yapan idare arasındaki anlaşmazlıkların davaya konu olması durumunda mahkemelerin verdiği kararların idare ve vatandaşlar açısından doğurduğu sonuçlar bu yazının konusudur.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.