Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Taraflar arasındaki dava, Hırvatistan/Dubrovnik Ticaret Mahkemesince verilen kararın tanınması ve tenfizi istemine ilişkin olup, Mahkemece 29/11/2018 tarih ve 2017/73 esas, 2018/1079 karar sayılı kararı ile şube yönünden iflas kararı verilmesinin olanaklı olmadığı anlaşılmakla tenfiz talebinin koşuları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 14/01/2020 tarih ve 2019/1380 esas, 2020/56 karar sayılı kararı ile, tenfize konu ilamda borçlu olduğuna karar verilen tüzel kişiliğin davalı şirketin merkez şubesi olduğu, oysa bu davanın yabancı mahkeme ilamında davalı olarak gösterilmeyen ve söz konusu alacaktan sorumluluğu...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/3421 KARAR NO: 2021/2380 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/03/2021 NUMARASI: 2021/13 Esas, 2021/261 Karar, DAVANIN KONUSU: Tanıma Ve Tenfiz KARAR TARİHİ: 15/12/2021 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Taraflar arasındaki dava, Hırvatistan/Dubrovnik Ticaret Mahkemesince verilen kararın tanınması ve tenfizi istemine ilişkin olup, Mahkemece 29/11/2018 tarih ve 2017/73 esas, 2018/1079 karar sayılı kararı ile şube yönünden iflas kararı verilmesinin olanaklı olmadığı anlaşılmakla tenfiz talebinin koşuları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 14/01/2020 tarih ve 2019/1380 esas, 2020/56 karar sayılı kararı ile, tenfize konu ilamda borçlu olduğuna karar verilen tüzel kişiliğin davalı şirketin merkez şubesi olduğu, oysa bu davanın yabancı mahkeme ilamında davalı olarak gösterilmeyen ve söz konusu alacaktan sorumluluğu bulunmayan davalı şirkete karşı açıldığı, tenfizi istenen ilamdaki davalı ile bu dava dosyasının davalısının aynı olmadığından yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf talebinin reddine karar verilmiş ; davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 22/10/2020 tarih ve 2020/1356 esas, 2020/2842 karar sayılı kararı ile, bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesinin karar gerekçesi değiştirildiği halde HMK'nın 353/1-b-2 bendine göre hüküm verildiği gerekçede belirtilerek HMK 353/1-b-1.bendine göre hüküm verilmesinin gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluturduğu, kabule göre de açıkça vekalet ücretine yönelik istinaf talebi bulunmasına rağmen bu itiraz hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak, 25/03/2021 tarih ve 2021/13 esas, 2021/261 karar sayılı karar ile, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 373/4 maddesinde "Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, yerel mahkemece Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yargılama yapılıp yeniden karar verildiğinden HMK'nın 373/4. maddesi gereğince, mahkemece verilen bu hüküm istinaf kanun yoluna değil, temyiz kanun yoluna tabi olacaktır. Bu durumda, mahkemece davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçe temyiz dilekçesi olarak kabul edilerek, dosyanı...