Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 Tarihli ve E: 2022/105, K: 2023/54 Sayılı Kararı
Karar Özeti
23.6.2023 tarihli Resmi Gazete'de Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 Tarihli ve E: 2022/105, K: 2023/54 Sayılı Kararı yayımlanmıştır.
Karar Metni
“Mahkememizde devam eden 2016/152 Esas sayılı dosyasının yapılan yargılamaları sırasında TMK 407 ve TMK 471 hükümlerinin Anayasanın 35, 48, 49. maddelerine aykırı olduğu anlaşılmakla; Anayasanın 152/1 maddesine göre: ''Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.'' Yukarıda anılan Anayasa hükmü gereğince mahkemelerin yapılan yargılama sırasında uygulanacak olan Kanun hükümlerinin Anayasaya aykırılığını tespit etmesi halinde Anayasa Mahkemesine somut norm denetimi yoluyla ilgili normun iptali istemi ile talepte bulunacabileceği anlaşılmıştır. Buna göre somut norm denetimi yoluyla itiraz davasının açılabilmesinin şartları: 1-Görülmekte olan bir davanın varlığı, 2-İptali istenen hükmün Kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi olması, 3-İlgili Kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin davada uygulanacak norm olması, 4-Anayasaya aykırılık hususuna mahkemece kanaat getirilmesi. Bu doğrultuda inceleme yapıldığında; Anayasa koyucunun ''görülmekte olan dava'' ibaresiyle amacının, hali hazırda tarafların ilgili Kanun maddesinin iptalinde güncel hukuki yararların bulunması olduğu bu doğrultuda her ne kadar mahkememizde görülmekte olan vesayet dosyalarında vesayet kararı verilmiş ise de verilen karar sonrasında dosyaların kapanmadığı ve aynı esas üzerinden vasinin taleplerine ilişkin ek karar vermek suretiyle yargılamaların devam ettiği ve tarafların bu nedenle güncel hukuki yararların bulunduğu ve bu dosyaların görülmekte olan dava niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Yine iptali istenen hükümlerin TMK'nın 407 ve 471 maddeleri olmakla, bir kanun hükmünün iptali niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca iptali istenen TMK'nın 407 ve 471 maddeleri vesayet kararı verilmesine sebebiyet veren ve kişilerin kısıtlanması sonucunu doğuran maddeler olup kişi kısıtlı bulunduğu sürece kanunda yazılı olan hallerde Sulh Hukuk Mahkemesinden izinle hareket etmesi gerekmekte ve kısıtlılığı kaldırılmadığı müddetçe bu hal devam etmekte olduğundan kısıtlama kararının verildiği tarihten kısıtlama kararının kaldırıldığı tarihe kadar ilgili maddelerin kişilerin hukuki durumunu etkilediği ve onlar üzerinde uygulamaya devam edildiği anlaşılmıştır. İptal isteminin esas gerekçesi hususunda ise, TMK'nın 407 ve 471. maddelerinin uygulanmasına ilişkin uygulamada 1 yıl veya üzeri hapis cezasıyla cezalandırılan kimselerin başka herhangi bir şarta bakılmaksızın kısıtlandığı anlaşılmıştır. Yine TMK 471. maddesinde hapis halinin sona ermesiyle kısıtlılığın kendiliğinden kalkmış sayılacağı düzenlenmekte birlikte ''hapis halinin sona ermesinden'' kastın ne olduğu hususunda tam bir görüş birliği bulunmamakta olup hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılması ve bihakkın tahliyesi halinde kısıtlılığının kaldırıldığı anlaşılmıştır. Buna karşın kanun hükmünün...