Duruşma talep eden dilekçi Ahmet YAMAN ile Sayıştay Savcısının dinlenilmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1119 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle; Rehberlere yapılan harcırah ödemelerinin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 24. maddesi gereğince vergiye tabi tutulması gerektiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle: 1) Türü ne olursa olsun (harcırah veya doğrudan ücret ödemesi) söz konusu ödeme, uygulama dönemi itibarıyla yürürlükte olan uluslararası niteliğe haiz Çerçeve Anlaşmanın vergi kesintisini yasaklayan hükümlerini yerine getirmek üzere herhangi bir vergiye konu edilmeden yapıldığını, Malum olunduğu üzere uluslararası anlaşmalar kanun niteliğinde olduğunu ve iç hukukla çeliştiği durumlarda (burada Gelir Vergisi Kanunu) iç hukukun üstünde kabul edilmekte olduğunu (Anayasa Madde 90), Dolayısıyla hem...
Duruşma talep eden dilekçi Ahmet YAMAN ile Sayıştay Savcısının dinlenilmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1119 sayılı ilamın 1 inci maddesiyle; Rehberlere yapılan harcırah ödemelerinin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 24. maddesi gereğince vergiye tabi tutulması gerektiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle: 1) Türü ne olursa olsun (harcırah veya doğrudan ücret ödemesi) söz konusu ödeme, uygulama dönemi itibarıyla yürürlükte olan uluslararası niteliğe haiz Çerçeve Anlaşmanın vergi kesintisini yasaklayan hükümlerini yerine getirmek üzere herhangi bir vergiye konu edilmeden yapıldığını, Malum olunduğu üzere uluslararası anlaşmalar kanun niteliğinde olduğunu ve iç hukukla çeliştiği durumlarda (burada Gelir Vergisi Kanunu) iç hukukun üstünde kabul edilmekte olduğunu (Anayasa Madde 90), Dolayısıyla hem uygulama dönemi dikkate alındığında konuya ilişkin belirgin ve daha güncel bir düzenlemenin bulunmaması, hem de söz konusu çerçeve anlaşma ve onu düzenleyen kanunların ilamda atıfta bulunulan düzenlemelerden (Gelir Vergisi Kanunu Madde 24) daha yeni olması nedeniyle uygulamanın uluslararası anlaşma hükümlerine ve söz konusu kaynağın tabi olduğu uluslararası kullanım kurallarına göre yapılacağını, Yapılan işlem bu yönüyle hem uluslararası MEDA anlaşmasına, hem de 5303 sayılı kanuna uygun olduğunu, Görevde olduğum tarih aralığı (09.04.2002-10.10.2003) ve uygulamanın yapıldığı tarihler dikkate alındığında (ağırlıklı olarak 2003 ve 2004 yılı) konuyla ilgili düzenlemelerin eksik ve belirsiz olduğunu, Bu konuda uygulamayı vuzuha kavuşturan herhangi bir düzenleme mevcut değilken ve mevcut düzenleme kanun seviyesinde dahi çelişkili ifadeler ortaya koyarken tarafından ve diğer ilgili Ulusal Ajans personelinden karmaşık bir hukuki mütalaa yaparak rehberlere gelir vergisini stopaj yoluyla uygulamasının beklenmesi mevzuata ve hakkaniyete uygun olmadığını, Nitekim konuyla ilgili düzenlemelerin hemen hemen tamamı yapılan uygulamalardan ve ilgili ödemelerden sonrasına ait olduğunu, İlamda atıfta bulunulan Çerçeve Anlaşma dahi 14.05.2004 tarihinde akdedilmiş, 22.02.2005 tarihinde Kanunlaşmış ve vergiye dair bazı hususları da içeren uygulama tebliği ancak 20.05.2005 tarihinde ve 25820 numaralı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe konulabildiğini, 5303 sayılı Çerçeve Anlaşma Kanunu ve tebliğ arasındaki söz konusu çelişki veya belirsizlik bilahare yetkililerin dikkatini de çekmiş olmalı ki, söz konusu tebliğin vergiye dair hususları 2007-2013 dönemini kapsayan IPA (Katılım Öncesi Mali İşbirliği Aracı) Anlaşmasına bilfiil derç edilmek zorunda kalındığını, (Bkz. IPA Çerçeve Anlaşmasının Bakanlar Kurulu Tarafından uygun bulunmasına dair Kararın yer aldığı 24.12.2008 tarih ve 27090 sayılı mükerrer Resmi Gazete). Benzer şekilde ilgili dairenin karar metninde atıfta bulunulan "Avrupa Birliği ve Uluslararası Kuruluşların Kaynaklarından Kamu İdarelerine Proje Karşılığı Aktarılan Hibe Tutarlarının...