Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından dava dışı şirkete davalının müşterek ve müteselsil kefaletiyle kredi kullandırıldığını, kredinin muaccel hale gelmesi üzerine borcun ödenmesi için noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, bu nedenle başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini beyan etmiştir. Davacı, Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri uyarınca borcun muacceliyet, temerrüt ve kefalet koşullarının açıkça düzenlendiğini, davalının müteselsil kefil sıfatıyla asıl borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olduğunu, banka defter ve kayıtlarının HMKnın 193. maddesi uyarınca münhasır delil niteliğinde bulunduğunu...
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/715 KARAR NO : 2025/781
DAVA :İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 21/11/2024 KARAR TARİHİ : 28/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından dava dışı şirkete davalının müşterek ve müteselsil kefaletiyle kredi kullandırıldığını, kredinin muaccel hale gelmesi üzerine borcun ödenmesi için noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, bu nedenle başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini beyan etmiştir. Davacı, Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri uyarınca borcun muacceliyet, temerrüt ve kefalet koşullarının açıkça düzenlendiğini, davalının müteselsil kefil sıfatıyla asıl borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olduğunu, banka defter ve kayıtlarının HMKnın 193. maddesi uyarınca münhasır delil niteliğinde bulunduğunu ileri sürmüştür. Davacı, davalının itirazının kötü niyetli ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, alacağın muaccel ve davalının temerrüt halinde bulunduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesiyle alacağın varlığının tespit edileceğini belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı hakkında İİKnın 67. maddesi uyarınca alacağın %20sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetl; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, icra takibinin dayanağı olarak herhangi bir belge sunulmadığından davacının takipte ileri sürmediği belgelere dayanarak itirazın iptali davası açamayacağını, bu hususun Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli,... E. ve... K. sayılı kararıyla da açıkça ortaya konulduğunu ileri sürmüştür. Davalı taraf, davacının icra takibine konu alacağı genel kredi sözleşmesine dayandırmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin söz konusu kredileri kullanmadığını ve ihtarnamelerde belirtilen kredi kartlarıyla ilgisinin bulunmadığını, ayrıca takipte sunulmayan belgelerin davada ileri sürülmesine muvafakatlerinin olmadığını beyan etmiştir. Takipte talep edilen faiz oranlarının TBKnın 98 ve 120. maddelerinde belirtilen yasal sınırların çok üzerinde olduğunu, dolayısıyla fahiş ve hukuka aykırı bulunduğunu, ayrıca banka tarafından mevcut rehinlere başvurulmadan doğrudan kefile gidilmesinin rehne başvurma kuralına aykırı olduğunu, bu nedenle takibin usulsüz olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili, kefaletin sınırsız ve süresiz olamayacağını, müvekkilinin imzasını taşımayan kredi sözleşmelerinden sorumlu tutulamayacağını, kefaletin ancak imzalanan ve belirli borçlar için geçerli olabileceğini, bu yönüyle davacının iddialarının dayanaksız olduğunu ifade etmiştir. Tüm bu nedenlerle davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücreti ve icra inkar tazminatının dav...