Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin dava dışı 4000 hisseli .... Oto Aksesuar Yedek Parça San. Ve Dış Tic.Ltd. Şirketi'nin 2000 hissesine sahip şirket ortağı olduğunu, 2000 hissenin değerinin 50.000 TL olduğunu, davacı ile davalının aralarında yapmış oldukları muvazaa sözleşmesini takriben 24.05.2018 tarihinde Bakırköy .... Noterliğinde davacının sahip olduğu olduğu 2000 hissenin devrinin gerçekleştirildiğini, devir sözleşmesinin temin edilemediğini, mahkemece talep edilmesini talep ettiklerini, davacı ile davalı arasında yapılmış olan şirket hisse devrinin muvazaalı bir işlem olup davacının ortağı olduğu şirketin hisseleri devretmek istemediğini, davalının da bu hisseleri devralmak istemediğini, muvazaa iddialarının hukuki işlemin herhangi bir unsuru...
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/490 KARAR NO : 2024/1048
DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 07/10/2020 KARAR TARİHİ : 05/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin dava dışı 4000 hisseli .... Oto Aksesuar Yedek Parça San. Ve Dış Tic.Ltd. Şirketi'nin 2000 hissesine sahip şirket ortağı olduğunu, 2000 hissenin değerinin 50.000 TL olduğunu, davacı ile davalının aralarında yapmış oldukları muvazaa sözleşmesini takriben 24.05.2018 tarihinde Bakırköy .... Noterliğinde davacının sahip olduğu olduğu 2000 hissenin devrinin gerçekleştirildiğini, devir sözleşmesinin temin edilemediğini, mahkemece talep edilmesini talep ettiklerini, davacı ile davalı arasında yapılmış olan şirket hisse devrinin muvazaalı bir işlem olup davacının ortağı olduğu şirketin hisseleri devretmek istemediğini, davalının da bu hisseleri devralmak istemediğini, muvazaa iddialarının hukuki işlemin herhangi bir unsuru ile sınırlı olmayıp hukuki işlemin tamamı için söz konusu olduğunu, kısmi muvazaa değil tam muvazaa söz konusu olduğunu, her iki tarafın da iradeleri ve beyanları arasında isteyerek ve bilerek uygunsuzluk bulunduğunu, irade ve beyanlar arasındaki bu uygunsuzluğun sebebinin ise üçüncü kişileri bu devre inandırıp aldatma kastı olduğunu, taraflar arasında meydana gelen muvazaalı işlemin mutlak muvazaa olup herhangi bir gizli işlem olmaması sebebiyle nispi muvazaa olmadığını, mutlak muvazaanın unsurları olan muvazaalı işlemin muvazaa anlaşması ve aldatma kastının dava konusu devir işleminde mevcut olduğunu, tarafların gerçekte herhangi bir işlem yapmayı düşünmedikleri halde, sırf üçüncü kişilere karşı onları aldatmak amacıyla bir işlem yapmış gibi görünmek için görünüşte bir işlem yapmalarına, mutlak/adi muvazaa dendiğini, mutlak muvazaanın unsurlarından olan muvazaalı işlemin sözleşmelerin ancak ve ancak birbirine uygun irade beyanları neticesinde oluşacağı kuralını ihlal etmesi sebebiyle yok hükmünde olduğunu, taraflar arasında sonuç doğurmayacağını, sözleşme taraflarının muvazaa iddialarını ancak yazılı delil ile ispat edebileceğini, tanık dinlenemeyeceğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve doktrinin görüşünün de bu minvalde olduğunu, yapılan muvazaalı işlemin resmi şekle tabi olması tarafların ispat yükünü ağırlaştırmadığını, ispat için resmi belgenin varlığının zorunluluk arz etmediğini, yazılı belgenin varlığının ispat hususunda yeterli olduğunu, ancak, muvazaalı sözleşmenin, resmi şekilde yapılmış ise getirilecek senedin resmi senet olması şart olmayıp, yazılı belge (senet) getirilmesinin de yeterli olduğunu, dava konusu yaptıkları muvazaa iddiası neticesinde müvekkiline ait olan hisselerin devrinin gerçekleştiğini, hisselerin davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, şirket hisse devrinin iptali ile bunun ticaret siciline tescil edilmesine karar verilmesini talep ve...