Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile Tasfiye Halinde .... A.Ş. arasında "Kar ve Zarara Katılma Hesabı Akti" mevcut olduğunu, akit(sözleşme) kapsamında müvekkilin, şirkete 5.869,67-Euro yatırdığını, Müvekkilinin; borçlu şirketten alacağını 11.07.2017 tarihli yazısı ile talep ettiğini, alacak talebi tarihi ile borcun temerrüde düştüğünü, her ne kadar şirketin 11.08.2017 tarihinde borcu kabul etmekle birlikte ödemenin gerçekleştirilemeyeceğini ve borcun varlığını kabul etmiş olsa dahi borcun temerrüde düştüğünü, ödeme konusunda herhangi bir tarih verilmediğini, her ne kadar davalı yanın şirketin tasfiye sürecinde olmasını sebep göstererek borç ödemesinden kaçınmaktaysa da mevzuatın aksini gösterdiğini, 11.02.2001 tarih ve 24315 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, Bankacılık Düzenleme ve...
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1002 Esas KARAR NO : 2025/154
DAVA : Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/11/2024 KARAR TARİHİ : 18/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/03/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile Tasfiye Halinde .... A.Ş. arasında "Kar ve Zarara Katılma Hesabı Akti" mevcut olduğunu, akit(sözleşme) kapsamında müvekkilin, şirkete 5.869,67-Euro yatırdığını, Müvekkilinin; borçlu şirketten alacağını 11.07.2017 tarihli yazısı ile talep ettiğini, alacak talebi tarihi ile borcun temerrüde düştüğünü, her ne kadar şirketin 11.08.2017 tarihinde borcu kabul etmekle birlikte ödemenin gerçekleştirilemeyeceğini ve borcun varlığını kabul etmiş olsa dahi borcun temerrüde düştüğünü, ödeme konusunda herhangi bir tarih verilmediğini, her ne kadar davalı yanın şirketin tasfiye sürecinde olmasını sebep göstererek borç ödemesinden kaçınmaktaysa da mevzuatın aksini gösterdiğini, 11.02.2001 tarih ve 24315 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 171 numaralı kararında; 4389 sayılı Bankalar Kanunun 20. maddesine istinaden borçlu şirketin faaliyet izni kaldırıldığını, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 10 Şubat 2001 tarih ve BDDK.DEG/95-2-990 sayılı yazısı ile şirketin faaliyet izni kaldırıldığını, şirketin tasfiye halinde olduğunui, tasfiye işlemlerini yürütmek üzere tasfiye memurlarına tam yetki verildiğini, güvence fonu hesabına yapılacak ödemeler için tasfiye sonucu beklenmeyeceğini, müvekkilinin, borçlu şirkete yatırdığı parayı başvuru yollarını tüketmesine rağmen hala tahsil edemediğini ve şirketin bazı hak sahiplerine ödemeler yaptığı hâlde şirketin, müvekkiline keyfi olarak ödeme yapmadığını beyan ederek fazlaya ve faiz oranlarındaki artışa ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin 5.869,67-Euro (214.370,32-TL) tutarındaki alacağının davalıdan tahsilini, müvekkili tarafından yapılan başvuru tarihi olan 19.07.2017 tarihi itibariyle devlet bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faiz oranının uygulanarak tahsilini, tüm yargılama giderleri ve taraflarına takdir olunacak vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağa itiraz ettiklerini, davacının müvekkili şirketi nezdindeki hesabı kar ve zarara katılım akdine dayanmakta olup, davacının dava tarihi itibariyle müvekkili şirketten henüz kesinleştiğini, muaccel ve likit bir alacağı bulunmadığını, genel hükümlere göre görülen ve dava sonunda verilen hükmün kesin hüküm teşkil ettiği, sebebi ve konusu aynı ve fakat tarafları farklı olan, kar ve zarara katılma hesabına müsteniden açılmış benzer alacak davalarında, muhtelif mahkemelerden davanın reddi yönünde kararlar verildiğini ve bu kararların da, Yargıtay ilgili hukuk daireleri tarafından onandığını, şirketleri münfesih olduğun...