Hiç bir geliri ve serveti olmayan kocanın mecburî askerlik ödevini yaptığı sırada karısı ve çocuklarının iaşe ve nafakası ile sorumlu tutulup tutulmayacağı hakkında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun iki ilâmı arasında içtihat aykırılığı bulunduğu bildirilmiş, kararlar ve İkinci Hukuk Dairesi Başkanının yazılı mütalâası Kurulumuza tevdi edilmiş olmakla içtihadı birleştirme Büyük Genel Kurulunda durum görüşüldü: Gerçekten Hukuk Genel Kurulunun 17/10/1956 gün ve 2/43-40 sayılı ilâmında "halen askerlik mükellefiyetini ifa eden ve hiç bir geliri mevcut olmadığı anlaşılan dâvalı kocanın nafaka ile mesuliyeti caiz bulunmadığı" kabul edildiği halde aynı Kurulun 27/12/1961 günlü ve 2/59-51 sayılı ilâmında, "dâvalı kocanın dâvanın görülmesi sırasında askerlik görevini yapmakta bulunması ve hiç bir geliri olmaması, onu karısına bakmak yükümlülüğünden kurtaramıyacağı, uygun bir nafakaya hükmedilmesi...
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E.1966/5 K.1966/11 T.12.12.1966 R.Gazete No. 12550 R.G. Tarihi: 13.3.1967 ASKERLİK YAPAN KOCANIN NAFAKADAN SORUMLU OLMAMASI ASKERLİK GÖREVİNİ YAPAN, HİÇ BİR GELİRİ VE SERVETİ OLMAYAN KOCANIN NAFAKA İLE SORUMLU TUTULMAMASI GEREKİR. Hiç bir geliri ve serveti olmayan kocanın mecburî askerlik ödevini yaptığı sırada karısı ve çocuklarının iaşe ve nafakası ile sorumlu tutulup tutulmayacağı hakkında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun iki ilâmı arasında içtihat aykırılığı bulunduğu bildirilmiş, kararlar ve İkinci Hukuk Dairesi Başkanının yazılı mütalâası Kurulumuza tevdi edilmiş olmakla içtihadı birleştirme Büyük Genel Kurulunda durum görüşüldü: Gerçekten Hukuk Genel Kurulunun 17/10/1956 gün ve 2/43-40 sayılı ilâmında "halen askerlik mükellefiyetini ifa eden ve hiç bir geliri mevcut olmadığı anlaşılan dâvalı kocanın nafaka ile mesuliyeti caiz bulunmadığı" kabul edildiği halde aynı Kurulun 27/12/1961 günlü ve 2/59-51 sayılı ilâmında, "dâvalı kocanın dâvanın görülmesi sırasında askerlik görevini yapmakta bulunması ve hiç bir geliri olmaması, onu karısına bakmak yükümlülüğünden kurtaramıyacağı, uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerektiği" içtihat edilmiştir. İşbu iki ilâm arasında içtihat uyuşmazlığı bulunduğu oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası konuşuldu, neticede: Nafaka borcu kanundan doğan borçlar grubuna dâhil olup aile hukuku ile ilgilidir. Bu borç tamamen şahsa yöneltilmiştir. Kanunda iki çeşit nafaka borcu gözönünde tutulmuştur. Birincisi, evlilik birliğinde özellikle kocaya yükletilen ve bütün zaruri ihtiyaçların sağlanmasını amaç tutan sorumluluktur. (Medenî Kanun, madde 137, 152/2 ve 161). İkincisi ise, belli kan hısımlarına yükletilmiş olan ve konusu yardımdan ibaret bulunan karşılıklı dayanışma borcudur. (Medenî Kanun, madde 315, 316) Gerek dayandıkları hukuki sebep, gerek şümulleri itibariyle birbirinden farklı bu iki çeşit borçtan Türk Kanunu Medenisinde (nafaka) olarak bahsedilmektedir. Kurulumuza tevdi edilen ilâmlar birinci kısımda sözü geçen kocanın karı ve çocuklarına karşı olan nafaka sorumluluğu ile ilgili bulunduğundan bu kararda bu kısım nafaka borcu tartışma konusu yapılmıştır. Gerçekten Türk Kanunu Medenisinin 152/2 nci maddesinde "Karı ve çocukların münasip veçhile iaşesi kocaya aittir" hükmü konulmuştur. Evlenme devam ettiği süre erkeğin karısını ve çocuklarını geçindirmekle sorumlu tutulması münakaşa götürmeyen kanun emridir. Prensip itibariyle koca yeter derecede servete ve kazanca malik olmadığını veya başka alacaklılar tarafından icra takibine maruz kaldığını ileri sürerek nafaka borcundan kurtulamaz. Kocanın kendisine isnat olunamayacak bir sebepten dolayı çalışamayacak bir hale gelmesi, bu suretle nafaka borcunu yerine getirmekte imkânsızlığa düşmesi takdirinde yapılacak işlem hakkında kanunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak kadın müşterek saadeti temin hususunda gücü yettiği kadar kocanın yardımcısıdır. Kocanın karısını ve çocuklarını iaşe borcu malî durumu ile...