Müşterek evi terkeden karısını rızası hilâfına evine getirmek isteyen kocanın hareketi hürriyeti tahdit suçunu teşkil edeceği hakkındaki Birinci Ceza Dairesinin 27/9/1947 tarih ve 2625/2244 sayılı ve Dördüncü Ceza Dairesinin 11/12/1953 tarih ve 14764/13182 sayılı ilâmlariyle mânevi unsurun bulunmaması sebebiyle bu suçu teşkil edemiyeceğine dair Birinci Ceza Dairesinin 3/3/1953 tarih ve 913/775 sayılı ve 30/6/1953 tarih ve 2540/2277 sayılı ilâmları arasındaki içtihat ihtilâfının halli Adliye Vekâletinin Ceza İşleri Umum Müdürlüğü ifadeli 11/2/1954 tarih ve 4204 sayılı yazılariyle istenmekle iş Birinci Reisliğin 6/4/1954 tarih ve 954/5 sayılı kenar yazısiyle Tevhidi İçtihat Heyetine sevkedilmekle ilâmlar arasında mübayenet bulunduğu müşahade edildikten sonra keyfiyet Ceza Kısmı Umumi Heyetinde münakaşa ve müzakere olundu : Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin birinci fıkrasiyle...
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ceza Genel Kurulu E.1954/5 K.1956/12 T.11.6.1956 R.Gazete No. 9383 R.G. Tarihi: 16.8.1956 HÜRRİYETİ TAHDİT SUÇU KARISINI RIZASI HİLAFINA EVE GETİREN KOCANIN BU YOLDA BİR HAREKETİ MÜESSİR FİİL VEYA FENA MUAMELE GİBİ SUÇLARI TEŞKİL ETSE DE HÜRRİYETİ TAHDİT KASDIYLA HAREKET EDİLMEDİĞİNDEN HÜRRİYETİ TAHDİT SUÇU OLUŞMAZ. Müşterek evi terkeden karısını rızası hilâfına evine getirmek isteyen kocanın hareketi hürriyeti tahdit suçunu teşkil edeceği hakkındaki Birinci Ceza Dairesinin 27/9/1947 tarih ve 2625/2244 sayılı ve Dördüncü Ceza Dairesinin 11/12/1953 tarih ve 14764/13182 sayılı ilâmlariyle mânevi unsurun bulunmaması sebebiyle bu suçu teşkil edemiyeceğine dair Birinci Ceza Dairesinin 3/3/1953 tarih ve 913/775 sayılı ve 30/6/1953 tarih ve 2540/2277 sayılı ilâmları arasındaki içtihat ihtilâfının halli Adliye Vekâletinin Ceza İşleri Umum Müdürlüğü ifadeli 11/2/1954 tarih ve 4204 sayılı yazılariyle istenmekle iş Birinci Reisliğin 6/4/1954 tarih ve 954/5 sayılı kenar yazısiyle Tevhidi İçtihat Heyetine sevkedilmekle ilâmlar arasında mübayenet bulunduğu müşahade edildikten sonra keyfiyet Ceza Kısmı Umumi Heyetinde münakaşa ve müzakere olundu : Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin birinci fıkrasiyle hürriyeti tahdit suçu vazedilmiş, bu maddenin 2 nci fıkrasiyle 180 inci madde cürmün vasıtası, maksadı, mağdurun sıfatı ve neticeleri itibariyle teşdit sebeplerini ve 180 inci maddenin son fıkrası da bir tahfif sebebini ihtiva etmekte bulunmuştur. Medeni Kanunun 152 ve 154 üncü maddelerindeki hükümlere göre koca evlilik birliğinin reisidir. Evin intihabı ona aittir, Birliği koca temsil eder. Müşterek evi terkeden karısını koca, bu sıfatla eve getirmek isteyebilir. Maksat ve gayesi birliğin bozulmaması, yuvanın dağılmamasıdır. Maksadın bu olduğu karısı evden gitmeden hürriyeti tahdit yolunda bir harekette bulunmadığı gibi eve getirdikten sonra da bu mahiyette bir harekette bulunmamasından anlaşılır. Gerçi Medenî Kanunun 162 nci maddesine göre - bu maddedeki şartlar tahakkuk ettiği takdirde - karı ayrı bir mesken edinebilir ve kocasından ayrı yaşamak hakkını haizdir. Ancak, meseleyi bu zaviyeden değil, maznunun kasdı bakımından mütalâa ve tetkik etmek iktiza eder. Ceza hukukuna göre fiil, maznunun hareketini ve istediği, arzu ettiği neticeyi içine alır. Maznunun hareketi zahiren hürriyeti tahdide benzerse de, hürriyeti tahdidi kasdetmediği için fiilinin hürriyeti tahdit olarak tavsifine imkân olmamak icabeder. Suçun manevî unsuru (Sübjektif unsuru) diye de tesmiye edilen kasıt, bütün suçlara şâmil umumi bir unsurdur. Kasdın umumi ve hususi diye ikiye taksimi de umumiyetle kabul edilmiştir. Hususi kasıt, mesuliyet için daha fazla birşeyin; muayyen bir saik ve gayenin, yahut kasta ait özel bir vasfın bulunmasını icabettirir. Hususi kasta misâl olarak (İftira) ve (Yataklık) suçları gösterilebilir. Meselâ, iftira cürmünün teşekkül edebilmesi için âdi ve umumi bir kasıt kâfi olmayıp (Suçsuz olduğunu bilmek) vasfı dolayısıyle bir hususi k...