Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : Davacı vekili müvekkili şirketin davalıya "hizmet" verdiğini ve bunun üzerine düzenlediği faturayı icra takibine koyduğunu, takibin itiraza uğradığını ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili gerek takibe itirazında gerek cevap dilekçesinde "hizmet" verilmediğini bildirmiştir. Arabuluculuk tutanağında ve takip dayanağı fatura ile takip talepnamesinde de alacağın "hizmet" sebebiyle oluştuğu ileri sürülmüştür. Nihayet bilirkişi incelemesinde ve ilk derece mahkemesi...
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/19 - 2024/168 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2024/19 KARAR NO : 2024/168
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 17.10.2023 ESAS-KARAR NUMARASI : 2022/1241 E., 2023/1061 K.
DAVACI : VEKİLİ DAVALI : Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : Davacı vekili müvekkili şirketin davalıya "hizmet" verdiğini ve bunun üzerine düzenlediği faturayı icra takibine koyduğunu, takibin itiraza uğradığını ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili gerek takibe itirazında gerek cevap dilekçesinde "hizmet" verilmediğini bildirmiştir. Arabuluculuk tutanağında ve takip dayanağı fatura ile takip talepnamesinde de alacağın "hizmet" sebebiyle oluştuğu ileri sürülmüştür. Nihayet bilirkişi incelemesinde ve ilk derece mahkemesi kararında da taraflar arasındaki ilişki "hizmet" olarak nitelendirilmiştir. Vurgulamak gerekir ki, Bir hukuk kurumu tam olarak nitelendirilmeden, ona hangi hükümlerin uygulanacağının tespitine olanak yoktur. Tıpkı hastalığı doğru teşhis etmeden doğru tedavinin uygulanamayacağı gibi... Bilindiği gibi sözleşmeler isimli ve isimsiz sözleşmeler olmak üzere ikiye ayrılır. İlke olarak isimli sözleşmeler, başta Türk Borçlar Kanunu olmak üzere çeşitli yasalarda açıkça düzenlenmiştir. Bu sözleşmelerden doğan edimler de yasa koyucu tarafından gösterilmiştir. Öte yandan Türk Borçlar Kanunu'nun 19'uncu maddesinde sözleşmelerin nitelendirilmesinde tarafların bilgisizlikle ya da gerçek maksatlarını saklamak için kullandıkları sözcüklere itibar edilmemesi, taraflar arasındaki sözleşmenin gerçekte hangi hukuki ilişkiye ilişkin olduğunun belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Türk hukukunda "hizmet sözleşmesi" adı altında düzenlenmiş, isimli bir sözleşme bulunmamaktadır. Buna en yakın düzenleme Türk Borçlar Kanunu'nun 393'üncü maddesinde ifadesini bulan "genel hizmet sözleşmesi"dir ve bu sözleşme tek gerçek kişi işçinin, bir işverene bağlı olarak çalışmasını konu almaktadır. Daha geniş bir anlatımla bu sözleşme, İş Kanunu'nda tanımlanan iş sözleşmesi kapsamına girmeyen "bireysel" çalışmaları konu almaktadır. Düzenlemedeki "insan" unsuru nedeniyle hizmet verenin korunması için bazı özel hükümler de sevk edilmiştir (TBK m.115/II, 407/II, 408, 409, 410 vb.). Tüzel kişiler ve özellikle tacirlerin bu tür korumalardan yararlanabileceği düşünülemez. So...