Davacının hacir altına alınarak kendisine vasi atanmasına ilişkin sulh hukuk mahkemesi kararının temyiz sonucunun beklenilmesi, vasi atanmasının kesinleşmesi durumunda, davaya devam etme konusunda vasinin icazetinin olup olmadığı belirlendikten sonra dosyanın kurula gönderilmesi gerektiği hakkında.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E. 2006/3697 K. 2007/2495 T. 13.12.2007 HACİR ALTINA ALINMA VASİ ATANMASI VASİNİN İCAZETİ DAVACININ HACİR ALTINA ALINARAK KENDİSİNE VASİ ATANMASINA İLİŞKİN SULH HUKUK MAHKEMESİ KARARININ TEMYİZ SONUCUNUN BEKLENİLMESİ, VASİ ATANMASININ KESİNLEŞMESİ DURUMUNDA, DAVAYA DEVAM ETME KONUSUNDA VASİNİN İCAZETİNİN OLUP OLMADIĞI BELİRLENDİKTEN SONRA DOSYANIN KURULA GÖNDERİLMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA. 2577/md. 31 İstemin Özeti : Davacının ? Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ile bazı hakim ve savcılar hakkında yaptığı şikayet sonucu adı geçen hakim ve savcılar hakkında ?işlem yapılmasına gerek görülmediği? yolundaki davalı idarenin 27.6.2002 günlü işleminin iptali istemiyle açtığı davada; ?İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Beşinci Dairesinin 18.10.2005 günlü, E: 2005/508, K: 2005/4663 sayılı bozma kararına uyulmayarak davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin bulunan 28.4.2006 günlü, E:2006/1111, K:2006/974 sayılı karara karşı davacı tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 405. maddesi uyarınca hacir altına alındığının anlaşılması karşısında, gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesi, ehliyet konusunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa atıf yapmış olup, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 38. maddesinde de dava ehliyetinin Medeni Kanun ile tayin olunduğu hükme bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 10. maddesinde, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyetine sahip olduğu; 405. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen her erginin kısıtlanacağı; 409. maddesinde, hakimin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlamaya resmi sağlık kurulu raporuna göre karar vererek vasi atayacağı; 403. maddesinde, vasinin, kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olduğu; 425. maddesinde, atama kararı kesinleşince, vesayet makamının vasinin göreve başlaması için gerekli işlemleri yapacağı; 448. maddesinde ise, vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerde temsil edeceği; 462/8. maddesinde de acele hallerde geçici önlemler alma yetkisi saklı olmak üzere vasinin dava açmasının vesayet makamının iznini gerektirdiği hükümlerine yer verilmiştir. Anılan yasa maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; vasinin dava açmasının vesayet makamının iznini gerektirdiği, dava görülmekte iken vesayet altına alınanın açtığı davaya bakılabilmesi için ise vasinin icazet vermesinin yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Temyiz dosyasının incelenmesinden; ? Cumhuriyet Başsavcılığının başvurusu üzerine? . Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.9.2007 tarihli, E: 2004/929, K: 2007/847 sayılı kararı ile Türk Medeni Kanununun 405. maddesi uyarınca davacının hacir altına alınarak eşi F?'ın vasi olarak atandığı,...