Gerek dernekler kanunu?nda dernek şubelerine özel olarak derneğin görevlerini yerine getirme konusunda hak ve yetki tanınmaması, aksine dernek tüzüğüne göre genel kurul ve merkez tarafından verilen görevleri ifa edecek olmaları, ayrıca derneklerin merkez yönetim kurullarının dernekler kanunu, medeni kanun ve tüzük hükümleri uyarınca derneği temsile yetkili ve görevli zorunlu organ olması ve bu yetki ve görevini başka organlara devredememesi karşısında, davacı dernek şubesinin tek başına açmış olduğu davada dava açma ehliyetinin bulunduğunu kabul etmeye hukuken imkan bulunmadığı hakkında.
Vergi Dava Daireleri Kurulu 2003/274 E. , 2004/10 K.
"İçtihat Metni"
T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No: 2003/274 Karar No: 2004/10
Temyiz Eden: ... Vekili: ... Karşı Taraf: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
İstemin Özeti : Davacının, ... Belediyesinden ihale yoluyla satın aldığı taşınmaz henüz adına tapuda tescil edilmeden, adı geçen belediyenin vergi borçları nedeniyle taşınmaza uygulanan 19.12.1997 tarihli haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesi ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla, uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi 18.2.2003 günlü ve E:2001/2813, K:2003/821 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, belediye encümeninin 3.9.1996 tarihli kararıyla hacizli taşınmazın davacıya satışı kesinleştiği halde, taşınmazın tapuda devir işleminin yapılmaması üzerine açılan davada; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... gün ve K: ... sayılı kararıyla taşınmazın davacı adına tesciline karar verildiği ve kararın 21.6.2000 tarihi itibarıyla kesinleşmesi üzerine, gayrimenkulün haciz şerhli olarak davacı adına tescil edildiğinin anlaşıldığı, tapuda adına yapılan tescil ile haciz işlemine muttali olan davacı, haczin kaldırılması istemiyle, 21.8.2000 tarihinde görülmekte olan davayı açtığından, dava açma tarihinde hacizli taşınmazın davacıya ait olduğu, bu durumda, 19.12.1997 tarihinde belediyenin vergi boçlarından dolayı tapuya şerh edilen haczin, davacı adına ne gibi hukuki sonuçlar doğuracağı, haczin davacının aleyhine devam edip etmeyeceği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiği, bu konuları incelemekle adli yargı değil, idari yargı mahkemeleri görevli olduğundan, uyuşmazlığı istihkak iddiası olarak değenlendirip davayı görev yönünden reddeden vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı, gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma kararına uymayan ... Vergi Mahkemesi ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; davacının ihale yoluyla satın aldığı taşınmazın mülkiyetinin devredilmemesi üzerine açtığı dava sonucunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarihli kararıyla, mülkiyetin davacı adına tespit ve tescilinin karara bağlandığı, davacının da, maliki olduğu taşınmaz üzerine 22.12.1997 tarihinde konulmuş bulunan haczin kaldırılması istemiyle iş bu davayı açtığının anlaşıldığı, 6183 sayılı Kanunun 88 inci maddesi gereğince gayrimenkullerin haczinin tapu idaresine "Haciz Bildirisi" tebliğ edilerek yapıldığı, haciz bildirisinin tebliği üzerine haczin tapu idaresince tapu siciline şerh verilmesiyle borçluların tasarruf hakkının Medeni Kanunun 1010 uncu maddesine göre kısıtlandığı, haciz şerhine rağmen üçüncü şahıslar taşınmazın mülkiyetini kazanabilir ise de, haczin yeni malike karşı da tesirini göstereceği ve onun hakkında da hüküm ifade edeceği, üzerinde haciz şerhi olan taşınmazı iktisap eden yeni malikin, borç ödenmedikçe haczin net...