Taşınmazların devri tapuya tescil edilmekle yapıldığından, katma değer vergisinin tescil tarihinde doğacağı hk.
Vergi Dava Daireleri Kurulu 1996/220 E. , 1998/32 K.
"İçtihat Metni"
T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No: 1996/220 Karar No: 1998/32
Temyiz Eden: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf: ...
İstemin Özeti: Sebze ve meyve komisyonculuğu yapan bir adi ortaklığın paydaşı olan davacı adına, ortaklığın 1992 yılına ilişkin işlemlerinin incelenmesi sonucunda; karşılık ayırması gerekirken, icra safhasında bulunan alacağı, pasifte karşılık ayırmadan doğrudan kar-zarar hesabına aktararak zarar yazdığı saptanarak, ikmalen payı oranında gelir vergisi salınmış, kaçakçılık cezası kesilmiştir. Tarhiyata karşı açılan davayı inceleyen ... Vergi Mahkemesi, ... günlü, E: ..., K: ... sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinin, şüpheli alacaklar için pasifte karşılık ayırmayı mükelleflerin seçimine bıraktığı, ticari faaliyette tahakkuk esası geçerli olduğundan satış bedelinin hasılat hesabına alacak yazılıp karşılığında alacak senetlerine borç yazılarak muhasebeleştirilmekte olduğu ve sonuçta bu satışın kar/zarar hesabına intikal ettirilip vergisinin ödendiği, pasifte karşılık ayırmanın sadece ileride yapılacak tahsilatı izlemek için getirilmiş zorunlu olmayan bir usul ve muhasebe kolaylığı olduğu, vergileme yönünden alacağın şüpheli hale gelip gelmediğinin önem taşıdığı, şüpheli alacak vasfını taşıdığı ihtilafsız olan bir alacak için pasifte karşılık ayırmakla, doğrudan kar/zarar hesabına atmak arasında sonuç hesapları yönünden vergi matrahını etkileyici bir farklılık bulunmadığı, çünkü iki kayıt işleminin amacının da tahsili şüpheli hale gelmiş bir alacağın matrah arttırıcı etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olduğu, adi ortaklığın ...- lira alacağının, 1992 yılında şüpheli alacak vasfını kazandığının ihtilafsız olduğu, bu durumda söz konusu alacağın pasifte karşılık ayırmak suretiyle izlenmesi yerine doğrudan kar/zarar hesabına kaydedilmiş olmasıyla sonuç hesapları yönünden vergi matrahını değiştirici etkisinden de söz edilemeyeceği, Danıştay Dördüncü Dairesinin E:1991/2342,K:1992/4472 sayılı kararının da bu yönde olduğu, ikmalen salınan gelir vergisinde ve kesilen kaçakçılık cezasında yasaya uygunluk görülmediği gerekçesiyle tarhiyatı kaldırmıştır. Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi, 5.10.1995 günlü, E:1994/4751, K:1995/2862 sayılı kararıyla; davacının ortağı bulunduğu adi ortaklığın ...- lira şüpheli alacağı için ortaklıkça pasifte herhangi bir karşılık ayırmadığının anlaşıldığı, 213 sayılı Yasanın 323 üncü maddesinde getirilen kuralın amacının, tahsili şüpheli olmakla beraber tamamen imkansız bulunmayan alacakları zarara aktararak noksan vergi ödeyen mükelleflerin, bilahare anılan alacakları tahsil ettikçe beyan dışı bırakıp bırakmadıklarının bilançolardan kontrolünü sağlamak olduğu, değersiz alacaklarda bu y...