Ülke çapında yapılan ve bir milyondan fazla öğrencinin katıldığı sınavda sorulan bir soruya yönelik olarak en az üç kişiden oluşacak bilirkişi heyeti yerine yalnızca bir öğretim üyesinin bilirkişi olarak görevlendirilmesi ve bilirkişi tarafından düzenlenen raporun eksik ve gerekçesiz olması nedeniyle hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterli açıklıkta bulunmadığı sonucuna varılarak yeniden bilirkişi incelenmesi yaptırılması hakkında.
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2015/4683 E. , 2015/6126 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2015/4683 Karar No : 2015/6126 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : Vekili : Karşı Taraf (Davalı) : Milli Eğitim Bakanlığı - ANKARA Vekili : İstemin Özeti : ... 12. İdare Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi: Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/B maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: Dava, 26.11.2014 tarihinde yapılan 2014-2015 Öğretim Yılı 8. Sınıf 1. Dönem Türkçe Dersi Ortak Sınavına katılan davacı tarafından, bahse konu sınavın A ve C kitapçıkları 17. sorusunun (B ve D kitapçıkları 20. soru) iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlen raporda, ilgili soruda bilimsel açıdan tereddüt edilecek bir durum gözlenmediği ve doğru cevabın (A) seçeneği olduğu yönünde görüş belirtilmesi üzerine bilirkişi raporu hükme esas alınarak soru ve cevabında bilimsel veya teknik bir hata bulunmayan sorunun iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 6525 sayılı Kanun'un 96. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na eklenen 20/B maddesinde, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar hakkında açılan davalara ilişkin özel bir yargılama usulü ögörülmüş olup, bahse konu düzenlemede; ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemlerin ivedilikle sonuçlandırılacağı, temyiz aşamasında, Danıştayca evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda, maddi vakalar hakkında edinilen bilgi yeterli görülürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verileceği, aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikat yine Danıştay tarafından yapılarak esas hakkında yeniden karar verileceği ve temyiz üzerine verilen kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, mahkemece, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; “Bilirkişi sayısının belirlenmesi” başlıklı 267. maddesinde, mahkemenin, bilirkişi olarak yalnızca bir kişiyi görevlendirebileceği, ancak gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun da bilirkişi olarak...