Mahkememizde görülmekte olan iflas davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesi ile; 2019 yılında müvekkilinin iş akdi ile borçlu şirket tarafından haklı bir sebep olmaksızın fesih olunduğunu, alacaklarını gösteren dayanak belgenin dava dilekçesine dahi eklendiğini, akabinde takibin iflaslı takibe dönüştürüldüğünü, ancak takibe itiraz olunduğunu, sırf zaman kazanmak amacı ile takibe itiraz edildiğini, bu çerçevede itirazın kaldırılmasını ve şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise sunulan mutabakatnamenin tarafları bağlamadığını, yetkili temsilcinin imzasının olmadığını, itirazın kaldırılması yargılamasının beklenmesini, bu nedenle davanın red olunmasını savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalı şirket bünyesinde işçi olarak çalışması nedeni ile bakiye maaş, kıdem tazminatı, ihbar...
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/372 KARAR NO : 2022/677
DAVA : İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) DAVA TARİHİ : 25/05/2021 KARAR TARİHİ : 27/10/2022
Mahkememizde görülmekte olan iflas davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesi ile; 2019 yılında müvekkilinin iş akdi ile borçlu şirket tarafından haklı bir sebep olmaksızın fesih olunduğunu, alacaklarını gösteren dayanak belgenin dava dilekçesine dahi eklendiğini, akabinde takibin iflaslı takibe dönüştürüldüğünü, ancak takibe itiraz olunduğunu, sırf zaman kazanmak amacı ile takibe itiraz edildiğini, bu çerçevede itirazın kaldırılmasını ve şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise sunulan mutabakatnamenin tarafları bağlamadığını, yetkili temsilcinin imzasının olmadığını, itirazın kaldırılması yargılamasının beklenmesini, bu nedenle davanın red olunmasını savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalı şirket bünyesinde işçi olarak çalışması nedeni ile bakiye maaş, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yemek ücreti olmak üzere alacağının olup olmadığı, buna göre dayanak iflas takibine istinaden davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise itirazın kaldırılmasının ve takibin kesinleşmesinin gerekip gerekmediği, buna göre iflas kararının verilmesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Davacının davalı hakkında iflas yolu ile takip başlattığı, davacıya ödeme emrinin tebliğ olunduğu, süresi içinde itirazın yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu hususlarının tartışmasızdır. Mahkememiz iflas davası açısından görevli ve yetkili olup genel ve özel dava şartları açısından eksiklik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında davacı vekili, davalısı ise iflası talep olunan şirket yönünden yapılan yargılamanın devamı sırasında takip konusu edilen tutarın tamamının ödendiğini beyan etmiş, esasen bu noktada taraf vekillerinin takip konusu edilen miktarın ödenmiş olduğu noktasında iradeleri tam olarak uyuştuğu gibi yine her iki taraf vekili davanın konusuz kalması nedeniyle davada karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm oluşturulmasını ve ayrıca birbirlerinden vekalet ücreti ve yargılama giderleri taleplerinin dahi bulunmadığını açıklamışlardır. Yukarıda açıklandığı üzere yargılama aşamasında depo emrine konu olabilecek alacak miktarının ödendiği, bu noktada taraf vekillerinin beyanlarının uyuştuğu açıktır. O halde dava konusu alacak miktarının ödenmiş olduğu anlaşılmakla davalı şirket aleyhine açılan iflas davası konusuz kalmıştır.(Yargıtay 23.HD 2016/7045E.2017/937K. sayılı ilamından hareket edilmiştir.) Kaldı ki HMK m.26 hükmü uyarınca tarafların talepleri ile bağlılık esas olup tarafların müşterek talepleri ise davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olmakla bu talepler dikkate alınmıştır. HMK m.331 hükmü uyarınca vekalet ücreti ve yargılama giderinin takdiri açısından haklılık durumunun araştırılması gerektiği düşünül...