İstifa ile yönetim kurulundan ayrılmış olan yöneticinin, ayrıldığı tarihten sonraki vergilendirme ile ilgili ödevlerini yerine getirmediğinden söz edilemeyeceği hk.
7. Daire 2000/2724 E. , 2000/3446 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No: 2000/2724 Karar No: 2000/3446 Temyiz İsteminde Bulunan : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğu anonim şirketin 1997 ve 1998 yıllarına ait kurumlar vergisine bağlı olarak hesaplanan gecikme zammı ve gecikme faizinin tahsili amacıyla 213 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi uyarınca davacı adına düzenlenen ödeme emrini; olayda, borçlu şirket ile ilgili olarak yapılan takip sonucunda hacizli malların satışından davalı idareye para kalmamış ise de, şirketin aciz halinde olduğunu gösteren ve 6183 sayılı Kanunun 75'inci maddesinde bahsedilen bir aciz fişinin düzenlenmediği, bu durumda, yasal prosedür ve borçlu şirket hakkında yapılan takip sonuçlanmadan kanuni temsilci olması nedeniyle davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden, ... Vergi Mahkemesinin ... gün ve E:...; K:... sayılı kararının; 1998 yılında satışa çıkarılan şirket mal varlığı üzerinde kendilerinin dışında da haciz bulunması nedeniyle, satış sonucunda dairelerine olan borçlar için para kalmadığı, bu durumda, şirketin mal varlığının borcunu karşılayamayacağı anlaşıldığından, 213 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi uyarınca davacı adına ödeme emri düzenlendiği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi ...'ın Düşüncesi: Temyiz başvurusu, yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğu anonim şirketin muhtelif dönemlere ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla 213 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi uyarınca davacı adına düzenlenen ödeme emrini iptal eden mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 317'nci maddesinde, anonim şirketlerin yönetim kurulu tarafından idare ve temsil olunacağı hükmüne yer verilmiş; Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinde de, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun cebren tahsil ve takip esaslarına ilişkin 74'üncü maddesinin 1'inci ve 2'nci fıkralarında da, haczedilen her türlü malların satılarak paraya çevrileceği, satıştan elde edilen bedelden, takip masrafları ve takip edilen amme alacağı düşüldükten sonra geriye kalan kısmının borçlunun ödeme zamanı gelmiş veya muacceliyet kesbetmiş borçlarına mahsup edileceği ve artanının hacze iştirak etmiş başka daire yoksa borçluya verileceği, hacze iştirak etmiş başka daire varsa, artan kısımdan evvela bu dairelerin alacakları ayrıldıktan sonra, bakiyesinin borçluya verileceği, 84 ve müteakip maddelerde menkul ve gayrimenkullerin satış usulleri belirtilmiştir. Olayda, asıl borçlu...