Alacak senetlerinin reeskonta tabi tutulmasında iç iskonto yönteminin uygulanması gerektiği hk.
4. Daire 1997/2247 E. , 1998/2078 K. "İçtihat Metni" Daire : DÖRDÜNCÜ DAİRE Karar Yılı : 1998 Karar No : 2078 Esas Yılı : 1997 Esas No : 2247 Karar Tarihi : 21/05/998 ALACAK SENETLERİNİN REESKONTA TABİ TUTULMASINDA İÇ İSKONTO YÖNTEMİNİN UYGULANMASI GEREKTİĞİ HK. 1992 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu alacak senetlerinin reeskonto tabi tutulmasında dış iskonto yönteminin uygulanması eleştirilerek ikmalen kurumlar vergisi salınmış, fon hesaplanmış, kusur cezaları kesilmiştir. ... Vergi Mahkemesi … sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 281 inci maddesinde alacakların mukayyet değeriyle değerleneceği, vadesi gelmemiş senede bağlı alacakların değerleme gününün kıymetine irca olunabileceğinin öngörüldüğü, iktisadi işletmelerde satışların vadeli olup olmadığına bakılmaksızın satış tutarının içinde bulunulan yıl gelir kaydedildiği, oysa vergi sistemimizde gelir ve giderlerin ilgili oldukları dönemlerin kar zararının tespitinde dikkate alınmaları esasının kabul edildiği, bu nedenle gelecek hesap dönemlerine tekabül eden vade farklarının ait oldukları hesap dönemlerinde gelir kaydedilmeleri gerektiği, anılan maddenin bunu sağlamak için düzenlendiği, böylece yıl içinde gelir kaydedilen gelecek hesap dönemleriyle ilgili faizin cari dönem gelirlerinden düşüldüğü, bilanço gününde vadesi gelmemiş senede bağlı alacakların reeskont karşılığı ayrılmak suretiyle değerleme gününün kıymetine irca edildiği, reeskont tutarının mukayyet değer veya gerçek değer üzerinden hesaplanmasına göre iskonto yöntemlerinin iç ve dış iskonto olarak ikiye ayrıldığı, dış iskonto yöntemine göre yapılan hesaplamada gün sayısı belli bir sayıyı aştığı takdirde ayrılan iskonto tutarının senet tutarını aştığı, senedin değerleme günündeki kıymetinin negatif çıktığı, oysa bir senedin negatif bir değere düşmesinin söz konusu olmadığı, dolayısıyla davacı şirketin dış iskonto yöntemine göre yaptığı değerleme sonucu dönem kazancından gider olarak indirdiği miktarın fazla olduğu, şirketin dağıttığı eşantiyonlar nedeniyle yüklendiği katma değer vergisinin bulunan matrah farkından düşülmesinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Davacı şirket, yöntemlerden hangisinin geçerli olacağına dair kanunda bir açıklık bulunmadığını ileri sürmekte, kararın bozulmasını istemektedir. Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir. Bu nedenle, temyiz isteminin reddine karar verildi.