Limited şirketin ödenmemiş vergi borçlarından sorumlu tutulan ortağın, sermaye artırımı ile ortaklık pay oranının artırılmış olmasında imzasının bulunmamasının sonucu etkilemeyeceği yönündeki asliye ticaret mahkemesi kararı uyarınca, yeni sermaye oranı üzerinden takip yapılacağı hk.
Danıştay 3. Daire E. 2008/1380 K. 2009/3292 T. 30.10.2009 VERGİ ZİYAI CEZASI KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU LİMİTED ŞİRKETİN ÖDENMEMİŞ VERGİ BORÇLARINDAN SORUMLU TUTULAN ORTAĞIN, SERMAYE ARTIRIMI İLE ORTAKLIK PAY ORANININ ARTIRILMIŞ OLMASINDA İMZASININ BULUNMAMASININ SONUCU ETKİLEMEYECEĞİ YÖNÜNDEKİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARI UYARINCA, YENİ SERMAYE ORANI ÜZERİNDEN TAKİP YAPILACAĞI HK. 213/md. 10 , 344 İstemin Özeti: .......... Limited Şirketinin vadesinde ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davayı; davacının limited şirketteki hisse oranının % 49 olduğu, şirketin sermaye artırımı ve hisse oranlarının artışına ilişkin kararda imzasının bulunmadığı, bu nedenle sermaye artırımına ilişkin kararın hukuken geçerli olmadığı ve ortaklık payının tespiti için .......... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığı ileri sürülmekte ise de; anılan dava sonucunda sermaye artırımına ilişkin kararda davacının imzasının bulunmamasının sonucu etkilemeyeceğine ve davanın reddine karar verildiğinden, şirketten tahsil edilemeyen vergi ve cezaların hissesi oranında davacıdan tahsili yoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden .......... Vergi Mahkemesinin 20.2.2008 gün ve E:2007/206, K:2008/178 sayılı kararının; öğrenci iken aile şirketine ortak olduğu, bu tarihten sonra şirketle bağının bulunmadığı, bilgisi dışında imzası taklit edilerek sermaye artırımına gidildiği ileri sürülerek bozulması istenmiştir. Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. Tetkik Hakimi'nin Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Savcı'nın Düşüncesi: Davacı temyiz dilekçesinde öne sürülen iddialar temyize konu mahkeme kararının vergi aslı ve cezaya ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Vergi ziyaı cezasının hesabına dahil edilen gecikme faizinden oluşan kısmına gelince; 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi hükmünde; ödeme emrine itiraz yolları, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla sınırlandırılmış olup, bu sınırlandırma ile, kamu alacağının tarh aşamasına ilişkin iddiaların tahsilat safhasında incelenmesine olanak bulunmadığı vurgulanmıştır. Dava konusu ödeme emrinin dayanağını oluşturan vergi ve vergi cezasına ilişkin ihbarnamelerin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve dava konusu yapılmayarak kesinleşmesi üzerine ödeme emriyle istendiği çekişmesizdir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kesinleşmiş hukuki durumların sonucunu ortadan kaldırmayacağı gibi bu hususun yeniden incelenmesine olanak sağlamaz. Bu durumda; Anayasa Mahkemesinin vergi ziyaına ilişkin iptal kararı vadesinde ödenmeyen vergi ziyaı cezasına ilişkin kamu alacağı için düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan bu davanın çözümü ve sonucunu etkilemeyeceğinden, öd...