Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin hukuken geçerli olup olmadığı ile ilgili olarak, davacının kanuni temsilci olarak görevli bulunduğu sürede şirketin hangi vergi ödevini ne suretle yerine getirip getirmediği hususu araştırılarak, ödeme emri içeriği amme alacağının doğduğu dönemin de dikkate alınmasıyla varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği hakkında.
3. Daire 2007/3169 E. , 2008/2115 K.
"İçtihat Metni"
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2007/3169 Karar No: 2008/2115
Temyiz Eden :Gazikent Vergi Dairesi Müdürlüğü-GAZİANTEP Karşı Taraf :… İstemin Özeti : … Tekstil Pazarlama Sanayi Anonim Şirketinin 1997 takvim yılına ait kusur cezalı kurumlar vergisi ve fon payı borcunun gecikme faiziyle birlikte tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrini; adı geçen şirkette 5.4.1993 gününde başladığı yönetim kurulu üyeliği görevinden 27.6.1997 günlü Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan yönetim kurulu kararıyla hisselerini devretmek suretiyle ayrıldığı anlaşılan davacının 1997 yılına ait kamu alacağının ödenmesinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle iptal eden … Vergi Mahkemesinin … gün ve E:…, K:…sayılı kararının; davacının yönetim kurulu üyeliğinin, ilanın yapıldığı 27.6.1997 gününe kadar devam ettiğinin hususunun ihmal edildiği ileri sürülerek bozulması istenmiştir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Dava konusu ödeme emri içeriği kusur cezalı kurumlar vergisinin, 1997 yılı takvim yılı başından sonuna kadar şirket ortaklarına borç vermek suretiyle kazancın örtülü şekilde dağıtılmasından kaynaklanan kısmından, davacının 27.6.1997 tarihine kadar sorumlu olduğu göz ardı edilerek ödeme emrinin iptali yolunda verilen karar hukuka uygun düşmediğinden bozulması gerektiği düşünülmektedir. Savcı : … Düşüncesi : Ödeme emriyle istenilen vergi borcunun ait bulunduğu dönem ile tarh tahakkuk ettiği ve vade tarihlerinde davacının borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmadığı anlaşıldığından, temyiz dilekçesinde öne sürülen iddialar temyize konu mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10'uncu maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcilerince yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır. Türk Ticaret Kanununun ticaret sicili ve tescili düzenleyen 33'üncü maddesinde, tescil edilmiş hususlarda vuku bulacak her türlü değişikliğin de tescil olunacağı, 38 ve 39'uncu maddelerinde ise ticaret sicili kayıtlarının üçüncü kişiler hakkında ancak kaydın ilana mahsus gazetede ilan edilmesinden sonra hüküm ifade edeceği, tescili lazım geldiği halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı gerekirken ilan edilmemiş olan bir hususun, ancak bunu bildikleri ispat edilmek şartıyla üçüncü şahıslara karşı ileri sürülebileceği hüküm altına alınmıştır. …Tekst...