Limited şirketin ticaret siciline tescil edildiğini gösterir tasdiknamenin sahte olması halinde şirketin hükmi şahsiyet kazandığından söz edilemeyeceğinden, belirli bir dönem sahte ticaret sicil tasdiknamesiyle ticari faaliyetini sürdürmüş olan limited şirketin belirtilen dönemler arasındaki faaliyetlerinin adi şirket faaliyeti olduğunun kabulü ve bu kıst dönemde elde edilen ortaklık kazancının da kurucuları tarafından gelir vergisi kanunu hükümleri uyarınca payları oranında beyan edilmesi gerektiği hakkında.
3. Daire 2000/3683 E. , 2003/934 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No: 2000/3683 Karar No: 2003/934 Temyiz Eden : Vergi Dairesi Müdürlüğü-URLA Karşı Taraf : … İstemin Özeti : Sahte ticaret sicil tasdiknamesi uyarınca mükellefiyet tesis ettirdiği 4.1.1996 tarihinden, gerçek anlamda hükmi şahsiyet kazandığı 7.5.1997 tarihine kadar olan faaliyetleri adi ortaklık faaliyeti olarak değerlendirilen limited şirketin ortağı olan davacı adına, hayat standardı temel gösterge tutarı esas alınarak payı oranında re'sen salınan kusur cezalı gelir vergisi, geçici vergi ve fon payını; kurulduğu tarihten itibaren limited şirket olarak ticari faaliyette bulunan ve vergi ile ilgili ödevlerinin tamamını eksiksiz yerine getirdiği hususunda ihtilaf bulunmayan şirketin; gerçek anlamda hükmi şahsiyet kazandığı tarihe kadar olan faaliyetinin adi ortaklık faaliyeti kabul edilerek ortağı bulunması nedeniyle davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kaldıran … Vergi Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının; vergi inceleme raporu doğrultusunda yapılan tarhiyatta kanuna aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenmiştir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Adına mükellefiyet tesis edildiği 4.1.1996 tarihi ile 7.5.1997 tarihleri arasında ticaret sicil tasdiknamesinin sahte olduğu hususunda ihtilaf bulunmayan ve bu nedenle anılan dönemlerde hükmi şahsiyete haiz olmayan limited şirket Borçlar Kanununun 520'nci maddesine göre adi ortaklık hükümlerine tabi olacağından ve bu kıst dönem faaliyetinin adi ortaklık faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi suretiyle ortağı olan davacı adına yapılan tarhiyatta yasaya aykırılık bulunmadığından, tarhiyatı, bu döneme ilişkin faaliyetin adi ortaklık kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle kaldıran mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Savcı : … Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü: 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 512'nci maddesinde limited şirketin, ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanacağı kurala bağlanmıştır. Adi ortaklık ile ilgili düzenlemelerin yer aldığı 818 sayılı Borçlar Kanununun 520'nci maddesinin 2'nci fıkrasında ise Ticaret Kanununda tarif edilip, mümeyyiz vasıflara haiz olmayan şirketlerin Borçlar Kanunu hükümlerine tabi adi şirket sayılacağı belirtilmiştir. Ticaret siciline tescil, bir limited şirketin, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak kurulduğunu ve kendisini meydana getiren ortakları...