Ticari faaliyeti ve ticari kazancı bulunmayan konut yapı kooperatifinin tasfiye nedeniyle faiz gelirlerini zorunlu olarak dağıtmasının muafiyet şartlarını ihlali anlamına gelmeyeceği hk.
Danıştay 3. Daire E. 1998/4057 K. 2000/1666 T. 27.4.2000 TASFİYE FAİZ GELİRLERİNİN DAĞITIMI TİCARİ FAALİYETİ VE TİCARİ KAZANCI BULUNMAYAN KONUT YAPI KOOPERATİFİNİN TASFİYE NEDENİYLE FAİZ GELİRLERİNİ ZORUNLU OLARAK DAĞITMASININ MUAFİYET ŞARTLARINI İHLALİ ANLAMINA GELMEYECEĞİ HK. (5422/md. 7) Temyiz İsteminde Bulunan : ..... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : Tasfiye Halinde S.S. .... Konut Yapı Kooperatifi Vekili : Av. ..... ..... İstemin Özeti : Davacı kooperatif tarafından ihtirazi kayıtla verilen 1997 takvim yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden adına tahakkuk ettirilen kurumlar ve geçici kurumlar vergileri ile fon payına karşı açılan davayı; dosyanın incelenmesinden, 1987 yılında kurulan davacı kooperatifin 13.1.1996 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyesine karar verildiği, muhtelif bankalarda toplanmış olan mevduatlara yürütülen faiz gelirlerinin ortaklarına dağıtılmasına karar verilmesi sonucu 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 7/16. maddesinde yer alan muafiyet şartlarını kaybettiğinden söz edilerek ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerinden dava konusu tahakkuk işleminin yapıldığının anlaşıldığı, olayda kar amacı güdülmeden, ortaklarını konut sahibi yapmak amacıyla kurulan, herhangi bir ticari faaliyeti ve bu faaliyet sonucu elde edilmiş bir kazancı bulunmadığı ihtilafsız olan davacı kooperatifin tasfiye nedeniyle zorunlu olarak faiz gelirlerini ortaklarına dağıtması Kurumlar Vergisi Kanununun 7/16. maddesindeki muafiyet şartlarını ihlal edildiği anlamını taşımayacağından, davacı kooperatif adına yapılan kurumlar ve geçici kurumlar vergileri ile fon payı tahakkukunda yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kabul ederek dava konusu tahakkuk işlemini iptal eden ..... Vergi Mahkemesinin 7.7.1998 gün ve E: 1998/148, K : 1998/496 sayılı kararının; kazanç elde etme amacıyla kurulmayan davacı kooperatif sonradan kazanç elde edip ve bu kazancı da ortaklarına eşit olarak dağıttığına göre ticaret şirketlerindeki gibi sermayeye dayalı kazanç elde ettiğinin kabulü gerekeceğinden yapılan tahakkukta kanuna aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Tetkik Hakimi : ..... ..... Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Savcı : ..... ..... Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle Vergi Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü: Da...