Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin vermiş olduğu 14.12.2012 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Hukuk Usulü Muhakemesi Kanunu (HMK)'nun 57. maddesi uyarınca davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu; huzurdaki davanın, davalı bankanın gerek dürüstlük kuralları, gerek bankacılık etik ilkeleri ve bankacılık mevzuatına alenen aykırı hareket ederek, davaların ekonomik hedeflerini, yatırım amaçlarını, risk ve getiri tercihlerini dikkate almaksızın davacıları kendi menfaatleri doğrultusunda bilinçli bir şekilde yanlış yönlendirdiğini, basiretli bir tacir gibi davranma ilkesi, SPK mevzuatı ve vekaleten iş görme hükümlerine açıkça aykırı hareket ederek, davacıların davalı bankadan talep etmiş oldukları bilgilerde saydamlık sağlamadığı ve bu suretle uğranılan zarar...
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/74 Esas KARAR NO : 2020/218 Karar
DAVA : Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/07/2013 KARAR TARİHİ : 25/02/2020
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin vermiş olduğu 14.12.2012 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Hukuk Usulü Muhakemesi Kanunu (HMK)'nun 57. maddesi uyarınca davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu; huzurdaki davanın, davalı bankanın gerek dürüstlük kuralları, gerek bankacılık etik ilkeleri ve bankacılık mevzuatına alenen aykırı hareket ederek, davaların ekonomik hedeflerini, yatırım amaçlarını, risk ve getiri tercihlerini dikkate almaksızın davacıları kendi menfaatleri doğrultusunda bilinçli bir şekilde yanlış yönlendirdiğini, basiretli bir tacir gibi davranma ilkesi, SPK mevzuatı ve vekaleten iş görme hükümlerine açıkça aykırı hareket ederek, davacıların davalı bankadan talep etmiş oldukları bilgilerde saydamlık sağlamadığı ve bu suretle uğranılan zarar meblağlarının davacılardan gizlenmeye çalışıldığını, davalı bankanın menfaatlerinin açık bir şekilde müşteri menfaatlerine üstün tutulmuş olduğu matbu bankacılık sözleşmelerinde yer alan ve davacılar aleyhine haksız şartlar ve sorumsuzluk kayıtları içeren hükümlerin hukuka ve hakkaniyete aykırı ve kabul edilemez nitalikte olduğunu, davalı bankanın prestij fonu olarak pazarlanan İstanbul Fonunun bir hedge fon olduğu, davacılar ile davalı banka arasmdaki uyuşmazlığın davalı bankanın söz konusu fonu satarken belirlediği pazarlama strateji nedeniyle doğduğu, bunun sonucu olarak spk'nun 30.04.2012 tarihli tebliği ile davalı bankaya mevzuata aykırı tutumu ve anapara korumasız bir üründe getiri taahhüdü bulunması nedeniyle 17.170 TL tutarında idari para cezası verdiğini, böylece, İstanbul Fon kapsamında yapılan yanlış işlem ve bilgilendirmeler sonucunda davacı ...'ın 22.000 TL, davacı...'nın ise 152.000 TL civarında zarara uğradıkları, opsiyon işlemleri kapsamında yapılan yanlışlıklar sonucunda ise davacı ...'ın 1.000.000 TL civarında zarara uğradığını, müvekillerinin uğradıkları ve belirlenmesi şu aşamada mümkün olmayan maddi zararın 6100 sayılı Yasa'nın 107. maddesinin birinci fıkrası uyarmca belirlenmesini, belirlenen alacak miktarının davalıdan, davacılar tarafmdan davalı bankaya ulaştırılmış ihtarnamelerin tebliği tarihinden itibaren işleyecek ticari işlemlere uygulanan reeskont faizi ya da bankacılık işleminin türüne göre uygulanması belirlenmiş olan en yüksek faiz oranı, masraf ve avukatlık ücreti ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin 01.02.2013 tarihli cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava kapsamında, davacılar arasında MHK'nun 67. maddesi anlamında bir dava arkadaşlığı bulunmadığını, HMK'nun 109 (ğ) maddesi uyarınca, davacının 10.000 TL'nm tahsili konusunu somutlaştırmak zorunda olduğunu, huzurdaki davada davacı tarafın, her t...