Yayın içeriğinin, toplumun milli ve manevi değerlerine ve türk aile yapısına aykırı nitelikte olup olmadığı hususunun belirlenmesi, bu konuda uzman kişilerden oluşturulacak bir heyete bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği hakkında
13. Daire 2005/588 E. , 2005/692 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No: 2005/588 Karar No: 2005/692 Temyiz İsteminde Bulunan: ... A.Ş. Vekili: ... Karşı Taraf: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Vekili: ... İstemin Özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan idare mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi ...'ın Düşüncesi: "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. maddesinde düzenlenen din, düşünce ve vicdan özgürlüğü demokratik bir toplumun temellerinden biridir. Ancak Sözleşmenin 9. maddesi dinsel kanaatin kamu alanında kayıtsız bir biçimde ortaya konma hakkını hiçbir biçimde güvence altına almamaktadır. Bireyin şikâyet konusu olan hareketi bizzat inancın gereği olarak yaptığı bir eylem olmayıp, sadece bu inancın telkin ettiği bir hareket ise, bu hükmün koruması dışında kalmaktadır. Düşünce ve inançlar ancak açıklandığı zaman "dış dünya "onların varlığını ya da niteliğini bilebilir. Bu durumda Sözleşmenin başka hükümlerinin de kapsamına girebilir. Bu bağlamda radyo vasıtasıyla dini düşünceleri açıklamanın, AİHS nin 9. maddesinin teminatı altında olmadığı kabul edilebilir.Ancak,10.madde ile ilişkilendirilebilir. AİHM nin kararlarında, din özgürlüğünün nasıl kullanılacağı, ne şekilde açığa vurulacağı konusunda ise şunlar ifade edilmiştir: "Maddede ön görülen din özgürlüğü yalnızca, bireyin dini inancını diğerleriyle topluluk halinde veya aynı inancı paylaşanlar arasında açığa vurma özgürlüğünü değil, tek başına özel olarak, örneğin aydınlatma yoluyla komşusunu inandırma hakkını da kapsar."(Mah. K. Kokkinakis/Yunanistan,25.5.1993,A 260-a, 36.) "İkna" eyleminin reddi halinde din yahut inanç değiştirme özgürlüğü teorik ve kağıt üzerinde kalan bir varsayım olacağı açıktır. Dini inançlar arasında ayırım yapılmaması da en basit anlamıyla eşitlik ilkesinin bir gereğidir AİHM'ye göre, "düşünceyi açıklama özgürlüğü de demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden ve toplumun ilerlemesi ve her bireyin öz güveni için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. AİHS m.10/2 uyarınca,bu kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. Bunlar bir demokratik toplum için olmazsa olmaz; çokseslilik, tolerans ve hoşgörünün gerekleridir. AİHSnin 10. maddesi, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir." (AİHS m.10-1.fıkra-3.cümle) Özgürlükler konusunda hukuka uygun sınırlama halleri Yasa ile öngörülmeleri ve demokratik bir toplumda zorunlu önlemler niteliğinde olmaları halinde kabul edilebilir. İç hukukumuzda inanç ve din özgürlükleriyle ilgili önemli bir sınırlama hükmü, Anayasa'nın 24.maddesinin son fıkrasındaki düzenlemedir. "Kimse Devletin sosyal, ekonomik, s...