Devlet memurları kanunu'nun 135. maddesi ile disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarına karşı yapılacak itiraz ve tabi olacağı süre yönlerinden özel bir düzenleme yapıldığı; bu düzenlemelerin özel niteliğinden dolayı, davacının disiplin cezasına karşı yaptığı itiraza kadar geçen sürenin, 2577 sayılı kanun?un 11. maddesi kapsamında düşünülerek değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, çünkü itiraz edilen disiplin cezasının, kanun'un özel hükmü gereği kesinleşmeyeceği, ancak disiplin cezasına anılan 135. madde kapsamında itiraz edilmesi durumunda, idare tarafından verilen cevap üzerine veya 60 gün içerisinde cevap verilmemesi durumunda, zımni ret işlemi üzerine dava açma süresinin işlemeye başlayacağı hakkında.
12. Daire 2013/10983 E. , 2013/12389 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No: 2013/10983 Karar No: 2013/12389 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili: ... Karşı Taraf (Davalı): ... İstemin Özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:...; K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hâkimi: ... Düşüncesi: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135. maddesinde; disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebileceği, itirazda sürenin, kararın ilgiliye tebliğ tarihinden itibaren yedi gün olduğu, süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezalarının kesinleşeceği, itiraz mercilerinin, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde karar vermek zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Kamu görevlileri hakkında uygulanan disiplin cezaları, ilgilileri hakkında doğurduğu sonuçlar itibariyle, diğer idari işlemlerden farklılık arz etmektedir. Cezalandırma yönü ağır basan bu işlemlere karşı, mevzuatımızda ayrıntılı hükümler konulmuş olup, diğer idari işlemlerden farklı bazı usuli yöntemler belirlenmiştir. Ancak, 657 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükmü ile ilgililer tarafından itiraz edilebilecek merciler ve sürelerine ilişkin bir düzenleme bulunmasına rağmen, idarece bir cevap verilmesi durumunda veya istemin zımnen reddedilmesi durumunda dava açma süreleri ile ilgili olarak bir düzenlemeye gidilmemiştir. Her ne kadar anılan madde de, idareye, itiraz istemlerinin 30 gün içinde karara bağlanacağı yönünde yükümlülük getirilmiş olsa da, bu süre idarenin iç işleyişine ilişkin olup, idareler tarafından bu süre geçtikten sonra da verilen cevaplar üzerine yargı yoluna başvurulabilir. Bu açıklamalar çerçevesinde, disiplin cezalarına karşı dava açma sürelerinin, kendine has sonuçları nedeniyle, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Aksine bir yorum; hukuki sonuçları itibariyle bazı hak yoksunluklarına sebep olan disiplin cezalarına karşı dava açma süresinin kısıtlanmasına sebep olacağı gibi, Kanun ile idareye getirilen, yapılan itirazlara 30 gün içinde cevap verme yükümlüğünün yerine getirilmemesinin sonuçlarının haksız bir şekilde ilgililere yükletileceği anlamına gelir ki, bu durum hukuk devleti ilkelerine açıkça aykırılık teşkil eder. Ayrıca, kişilerin Anayasa ile güvence altına alınmış olan kendilerine karşı idarece tesis edilen işlemlere karşı yargı yoluna başvurma hakkının, Kanunların dar yorumlanması suretiyle kısıtlanmasının, hem Anayasaya hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı bir durum oluşturacağı da bir gerçektir. Bu nedenle; disiplin cezalarına karşı ilgililer tarafından süresi içinde...