Mahkememizde görülmekte olan şirketin ihyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı temsilcisi olduğu şirkete ait otomobil,sandal, telefon ve motorsikletin halen şirket adına gözüktüğünü, bunların tasfiyesi için terkin olan şirketin ihya olunması gerektiğini talep etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili ise davayı inkar konumda olup yargılama aşamasında ise davalının amacının ek tasfiye olduğunu, amacının sicil kaydının yeniden canlandırılması olmadığını, şirketin tekrar faal hale getirilmesi için öngörülen sürenin burada uygulanamayacağını,zaten davalının amacının da şirketin faaliyetine devam etmek olmadığının,bu çerçevede şirketin yeniden faal hale gelme amacı bulunmadığından da davanın süresinde açılmadığının kabul edilemeyeceğini,mahkemece verilecek karara uyulacağını açıkça beyan etmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki davacı vekilinin...
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/176 KARAR NO : 2019/802
DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 29/03/2019 KARAR TARİHİ: 17/10/2019
Mahkememizde görülmekte olan şirketin ihyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı temsilcisi olduğu şirkete ait otomobil,sandal, telefon ve motorsikletin halen şirket adına gözüktüğünü, bunların tasfiyesi için terkin olan şirketin ihya olunması gerektiğini talep etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili ise davayı inkar konumda olup yargılama aşamasında ise davalının amacının ek tasfiye olduğunu, amacının sicil kaydının yeniden canlandırılması olmadığını, şirketin tekrar faal hale getirilmesi için öngörülen sürenin burada uygulanamayacağını,zaten davalının amacının da şirketin faaliyetine devam etmek olmadığının,bu çerçevede şirketin yeniden faal hale gelme amacı bulunmadığından da davanın süresinde açılmadığının kabul edilemeyeceğini,mahkemece verilecek karara uyulacağını açıkça beyan etmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki davacı vekilinin dava dilekçesindeki amacı gözetildiğinde TTK geçici 7.madde gereği kaydı silinmiş olan şirketin normal faaliyetine devam etmesi ve bu suretle ihyası değildir.Davacı sadece şirket adına kayıtlı mal varlığının elden çıkarılması amacındadır.O halde şirketin yeniden faaliyetinin normal olarak sürdürme amacı dahi olmadığından dava süresinde açılmış olarak kabul edilmelidir.Aksi düşünce kaydı ihya edilemeyen şirketin mal varlığının on yıl geçmesi sonrası hazineye intikal etmesine yol açacaktır. Yargıtay uygulaması da gözetildiğinde ortada tasfiyesi yapılmış bir şirket bulunmadığından dolayı tasfiye memurunun da mevcut olmadığı; ancak kaydı silinen şirketin üzerine kayıtlı gözüken değerlerin tasfiyesine dönük olmak üzere ihya olunmasında davacının hukuki yararının bulunduğu, davanın esastan veya süreden reddi halinde ise davacı adına kayıtlı olan değerlerin şirket tarafından tasfiye olunmaksızın ve hazineye intikal etmesine yol açacağı, bu durumun orantısız ve ölçüsüz şekilde şirketin mülkiyet hakkının ihlaline yol açacağı, bu durumda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin mülkiyet hakkını düzenleyen ek protokol hükümlerine aykırılık halinin oluşacağı,bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.90 hükmü gereği üst norm olan uluslararası sözleşme hükümlerinin öncelikle uygulanmasının dahi zorunlu bulunduğu,silinmeden itibaren ve mal varlığı hazineye intikal etmeden evvel tasfiyenin yapılmasını teminen kaydın ihya olunması gerektiği kabul edilmiştir.Böylelikle şirketin mülkiyet hakkının ihlalinden doğacak hukuka aykırılık ise giderilmiş olacaktır. Bu çerçevede taraflar arasındaki uyuşmazlık şirketin ihyasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Şirketin TTK.geçici m.7 uyarınca terkin olduğu sicil müdürlüğü kayıtlarına göre kayden açıktır. "6102 Sayılı TTK'nun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar şirketin münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılama...