Kişisel husumet nedeniyle kamu görevlisi tarafından adam öldürme suçunun işlenmesiyle birlikte idari faaliyet ile zarar arasındaki nedensellik bağı ortadan kalktığından, idarenin hizmet kusurundan söz edilemeyeceği hakkında.
10. Daire 2011/985 E. , 2013/7802 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2011/985 Karar No : 2013/7802 Temyiz Eden (Davacılar): … 1-… 2- … Vekili : … Karşı Taraf (Davalı) : İçişleri Bakanlığı / ANKARA İstemin Özeti : Davacıların yakını …'nun 11.06.2004 tarihinde … İl Jandarma Komutanlığı … Jandarma Karakolunda Uzman Jandarma Çavuş olarak görev yapan … tarafından öldürülmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğranılan zarar karşılığı olarak baba … için 20.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi; kardeş … için 20.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 70.000,00 TL tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan dava sonucunda, Danıştay Onuncu Dairesi'nin 2.11.2009 tarih ve E:2007/731, K:2009/9342 sayılı bozma kararına uyularak … İdare Mahkemesince; … İl Jandarma Komutanlığı … Jandarma Karakolunda Uzman Jandarma Çavuş olarak görev yapan …'ın, 11.06.2004 tarihinde karakol silahlığından aldığı Kaleşnikof marka piyade tüfeği ile aralarında kız meselesi yüzünden husumet bulunan davacılar yakını …'nu … baraj göletine götürerek bir kez ateş etmek suretiyle öldürerek daha önceden planladığı şekilde gölete attığı, kendisine yardım eden Jandarma Er … ile birlikte … Jandarma Karakoluna döndüğü ve olayda kullandığı silah ve mühimmatı silahlığa bıraktığı, dolayısıyla kişisel husumet nedeniyle kasten adam öldürme şeklinde cereyan eden dava konusu tazminat isteminin dayanağı ölüm olayında, davalı idarenin hukuki sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve hukuka uygun bulunan mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 17. maddesinde herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, 56. Maddesinde de Devletin, herkesin hayatını beden ve ruh sağılığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlü olduğu, 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu; Anayasa'nın 129/5. maddesinde de memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şartlara uygun olarak idare aleyhine açılabileceği hükme bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, herkesin yaşam hakkının yasanın korunması altında olduğu belirtilmekle, yaşam hakkının korunması devletlere bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem...