DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/08/2013 KARAR TARİHİ : 26/04/2018 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kendisine ait Taşınmazın 2.000 metrekarelik kısmının davalıya satışı ile ilgili olarak davalının icra takibine koyduğu senedin teminat maksadıyla davalıya verildiğini, taşınmazın davalıya zilyetliğinin devri nedeniyle senedin hükümsüz kaldığını, ayrıca bu yere ilişkin satış vaadi sözleşmesi de yapıldığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davalı tarafından yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sahibi olduğu 3.750 merekare alanlı 111 ada 2 ve 3 nolu parsellerden 2.000 metrekarelik...
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/497 Esas KARAR NO : 2018/405 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/08/2013 KARAR TARİHİ : 26/04/2018 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kendisine ait Taşınmazın 2.000 metrekarelik kısmının davalıya satışı ile ilgili olarak davalının icra takibine koyduğu senedin teminat maksadıyla davalıya verildiğini, taşınmazın davalıya zilyetliğinin devri nedeniyle senedin hükümsüz kaldığını, ayrıca bu yere ilişkin satış vaadi sözleşmesi de yapıldığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davalı tarafından yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sahibi olduğu 3.750 merekare alanlı 111 ada 2 ve 3 nolu parsellerden 2.000 metrekarelik kısmını noter satış vaadi sözlemesi ile kendisine sattığını ve teminat olarak dava konusu senedi verdiğini, ancak 2010 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalının bu yerin sadece 949 metrekarelik kısmını kendisi adına tescil ettirdiğini, 2.557 metrekarelik kısmını oğlu adına tescil ettirmek suretiyle sözlemeyi ihlal ettiğini, taşınmazın rayiç değerinin senet miktarından yüksek olduğunu, oluşan zarar nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu savunarak davanın reddini savunmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında verilen 18/12/2014 tarih, ... Esas, ... karar sayılı kararla davanın kabulü ile davacı tarafın borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 18/04/2016 tarih, ... Esas, ... Karar saylılı kararıyla; " Dava konusu taşınmazın 2000 metrekarelik kısmının davacı tarafından davalıya satışının yapılarak zilyetliğinin davalıya devredildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın dava konusu satışı yapılan 1051 metrekarelik kısmının 2010 yılında yapılan kadastro çalışması sonucu orman arazisi sınırları içinde bırakılması nedeniyle davalının açtığı kadasro tespitine itiraz davası sonucu, davanın reddedilerek bu kararın kesinleşmesi sebebiyle meydana gelen zararının tazmininin talep edildiği anlaşılmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 22.maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanununun 89. maddeleri hükmü uyarınca, noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan ve tam iki tarafa borç yükleyen kişisel hak doğuran sözleşmelerdendir. Kural olarak, başkasına ait tapuda kayıtlı taşınmazların noter satış vaadi sözleşmesi ile satışı, şahsi hak doğuran bir sözleşme olması nedeniyle geçerlidir. Bir başka deyişle, borç doğuran bir sözleşmenin geçerliliği, hiç bir zaman satıcının satış tarihinde veya daha sonra o şeye malik olması...