Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Bölge Adliye Mahkemesi/E. 2011/106 · K. 2018/596
Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2011/106 K. 2018/596

E. 2011/106K. 2018/5967 Mayıs 2018
tazminattazminat davasıhizmet sözleşmesiistinaf yoluşüpheli alacakzarar tazmini
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı şirketin ortaklarının 20/09/2007 tarihinde aldıkları 2007/3 sayılı tasfiye kararı ile tasfiyeye girdiğini ve tasfiye memuru olarak da Mali Müşavir ...'ın atandığını, tasfiye kararının ise 25/10/2007 tarihinde tescil ve 31/10/2007 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, şirketin işlemlerinin halihazırda devam ettiğini, şirket ortaklarından... tarafından keşide edilen ... Noterliği'nin 08/12/2010 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile diğer şirket ortağı ...'in tasfiyeye girmezden önce çift imza ile temsil edilen şirket adına gerçekleştirdiği banka işlemlerinde kendi imzasını taklit ettiğini ve şirketin paralarının sahte imzalar ile usulsüz olarak şirket hesaplarını boşaltmak ve dolandırıcılık maksadıyla muhtelif tarihlerde 3. Kişilerin...

Karar Metni

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2011/106 Esas KARAR NO : 2018/596 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 17/02/2011 KARAR TARİHİ : 07/05/2018 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı şirketin ortaklarının 20/09/2007 tarihinde aldıkları 2007/3 sayılı tasfiye kararı ile tasfiyeye girdiğini ve tasfiye memuru olarak da Mali Müşavir ...'ın atandığını, tasfiye kararının ise 25/10/2007 tarihinde tescil ve 31/10/2007 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, şirketin işlemlerinin halihazırda devam ettiğini, şirket ortaklarından... tarafından keşide edilen ... Noterliği'nin 08/12/2010 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile diğer şirket ortağı ...'in tasfiyeye girmezden önce çift imza ile temsil edilen şirket adına gerçekleştirdiği banka işlemlerinde kendi imzasını taklit ettiğini ve şirketin paralarının sahte imzalar ile usulsüz olarak şirket hesaplarını boşaltmak ve dolandırıcılık maksadıyla muhtelif tarihlerde 3. Kişilerin hesaplarına para transferi yapmak suretiyle dolaylı yollardan zimmetine geçirdiğini, bunun üzerine ... aleyhine TCK 157, 158 ve devamı maddeleri kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması talep edilmiş bunun üzerine de davacı vekili şirket tarafından ... hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının ... Hazırlık dosyası tahtında 06/01/2011 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu, dava dışı ...'in münferit imzası ile davalı banka nezdinde para transferi yapmasının hukuken mümkün olmadığını, bankanın tedbirsiz, dikkatsiz, basiretsiz ve ihmalkar davranışları neticesinde oluşan davacı vekili şirket zararından sorumluğu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000,00 TL tazminatın ticari faiz ve muamele masrafları ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Dava dilekçesi ve ekleri davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, açılan davayı kabul etmediklerini, işlemlerin 2005 ve 2007 yılları arasında yapıldığını, davanın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafın iddia ettiği muhtemel zararını bir yıllık zaman aşımı süresi içerisinde talep etmediğini bu nedenle davalının banka aleyhine müracaat hakkını kaybettiğini, davalının dava konusu olayda taraf sıfatına haiz olmadığını, yıllardır işlemlerini yürüten ve kabul edilen tüm bu işlemlerle ilgili haberimiz yoktu beyanı ile birlikte açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu ve herhalde muhatabının davalı olmadığını, davacının açıkça haksız kazanç temini çabası içerisine girdiğini, davalının huzurdaki davada husumet yönünden taraf sıfatının bulunmadığını, davanın tamamen kötü niyetli olduğunu, hukuken en genel prensiplerinden biri olan ve Medeni Kanun'un 2. Maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralı gereği "Kimse kendi kusuruna dayanarak bir hak iddia edemez" bu nedenle zararın kendilerinden tazminini talep etme talebinin dayanaksız...

Atıf Yapılan Mevzuat

OtomatikKanun

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 157

Dolandırıcılık

Benzer Kararlar

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2011/779 · K. 2018/685

13 Eylül 2018

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2017/516 · K. 2019/938

25 Haziran 2019

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2015/616 · K. 2018/585

24 Mayıs 2018

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2016/1112 · K. 2018/389

22 Mart 2018

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2017/850 · K. 2018/401

27 Mart 2018

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2011/520 · K. 2018/248

15 Mart 2018