Mahkememizde görülen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ İDDİA: Davacı vekili,dava dışı ... ile yarı ortaklı ... şirketini kurduklarını, 30.12.2011 tarihinde payını diğer ortağın kardeşine devrederek ayrıldığını, bu kararın ticaret sicil gazetesinde bir yıl geç yayınlandığını, bu arada ortakların davalıdan kredi çekip ödemediklerini, kendisinin de davalı tarafından yapılan takipte borçlu gösterildiğini, bu borçla ilgisinin bulunmadığını, borcun şirketin payını devretmesinden sonra doğduğunu, davalının kendisini kefil olarak tanımladığını bildirmiş, davalıya borçlu olmadığının tespitine banka siciline düşülen olumsuz kaydın silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Temlik eden davalı vekili, davacının ortağı ve yetkilisi olduğu şirket ile davalı banka arasında ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu,...
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/959 Esas KARAR NO : 2021/314 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 10/03/2017 KARAR TARİHİ : 07/04/2021
Mahkememizde görülen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ İDDİA: Davacı vekili,dava dışı ... ile yarı ortaklı ... şirketini kurduklarını, 30.12.2011 tarihinde payını diğer ortağın kardeşine devrederek ayrıldığını, bu kararın ticaret sicil gazetesinde bir yıl geç yayınlandığını, bu arada ortakların davalıdan kredi çekip ödemediklerini, kendisinin de davalı tarafından yapılan takipte borçlu gösterildiğini, bu borçla ilgisinin bulunmadığını, borcun şirketin payını devretmesinden sonra doğduğunu, davalının kendisini kefil olarak tanımladığını bildirmiş, davalıya borçlu olmadığının tespitine banka siciline düşülen olumsuz kaydın silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Temlik eden davalı vekili, davacının ortağı ve yetkilisi olduğu şirket ile davalı banka arasında ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının sözleşmeyi müşterek müteselsil kefil sıfatıyla kendi adına da imzaladığını, alacağın davacının müteselsil kefil olduğu esnek ticari hesap kullanımından kaynaklandığını, davacının ortaklıktan ayrıldıktan sonraki iki yıllık süre içinde şirket borçlarından sorumlu bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuksal niteliği itibariyle, GKS'de kefaletinin bulunmadığı iddiasına dayalı olarak İİK'nın 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Uyuşmazlık dava dışı borçlu şirketin eski ortağı olan davacının şirketteki hissesini devretmesine bağlı olarak kefaleten sorumluluğunun devam edip etmeyeceği, sonraki tanzim olunan GKS'lerin davacı tarafından imzalanmış önceki sözleşmelerle bağlantısının bulunup bulunmadığı, sonradan kullandırılan krediler nedeniyle davacıdan alacak talebinde bulunulup bulunulamayacağı noktalarından ibarettir. Dava dışı şirket ile davalı banka arasında düzenlenmiş bulunan 26/10/2011 tarihli 5.000,00-TL bedelli GKS ve Teminat Sözleşmesi'nde de 5.000,00-TL kefalet limiti dahilinde müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere davacının imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmelerin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484 ve 485. maddeleri uyarınca kefaletlerin geçerlilik şekline uygun olarak kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 35. maddesinde kefilin kefaletten kurtulma talebinde bulunamayacağı düzenlenmiş ise de bu düzenleme 818 Sayılı BK'nın 20. maddesine göre butlan ile malul görülmüştür. Davacı kefil sadece bu kredi sözleşmesi kapsamında yani esnek ticari hesap borcundan bakiye kalmışsa sorumlu olur. Diğer yandan dava dışı kredi lehtarı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı arasındaki 09/04/2012 tarihli ... Kart Sözleşmesi'nde davalının kefil olarak imzası bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu sözleşmeye bağlı olarak kullandırılan kredilerde davacının sorumluluğu söz konusu değildir. Zira, sözle...