Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı üçüncü kişiler arasında yapılmış finansal kiralama sözleşmelerine istinaden, alacağın temini amacıyla borçluların taşınmazları üzerinde tesis edilecek ipoteklere ilişkin gayrimenkul değer tespitinin, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılmış 17/02/2005 tarihli Ekspertiz ve İpotek Alımı Hizmet Protokolü gereği davalı şirkete yaptırıldığını, kredi borçlarının ipotek veren dava dışı borçlularca ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takiplerde, üzerine ipotek tesis edilmiş gayrimenkullerin satış değerlerinin, davalı şirket tarafından belirlenen değerlerin çok altında olduğunu, davalının oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer...
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2011/174 Esas KARAR NO : 2020/142
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 23/03/2011 KARAR TARİHİ : 12/02/2020 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı üçüncü kişiler arasında yapılmış finansal kiralama sözleşmelerine istinaden, alacağın temini amacıyla borçluların taşınmazları üzerinde tesis edilecek ipoteklere ilişkin gayrimenkul değer tespitinin, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılmış 17/02/2005 tarihli Ekspertiz ve İpotek Alımı Hizmet Protokolü gereği davalı şirkete yaptırıldığını, kredi borçlarının ipotek veren dava dışı borçlularca ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takiplerde, üzerine ipotek tesis edilmiş gayrimenkullerin satış değerlerinin, davalı şirket tarafından belirlenen değerlerin çok altında olduğunu, davalının oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle uğranılan zarara ilişkin şimdilik 250.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça icra müdürlüğü aracılığı ile yaptırılan kıymet takdirinin küresel kriz döneminde hazırlandığını, müvekkili şirket tarafından yapılan değerleme raporları ile icra müdürlüğü aracılığıyla alınan kıymet takdir raporları arasında fark olmasının doğal olduğunu ancak, bu hususun değerlemenin gerçeğe aykırı olduğunu göstermeyeceğini, diğer yandan gayrimenkullerin kriz ortamlarında ve cebri satış koşullarında fiyatlarının çok daha fazla düşeceğini, değerlemenin hazırlandığı dönemde piyasa rayiçleri ile uyumlu olduğunu, davacının icra müdürlüğünce yaptırılan kıymet takdirlerine de itiraz etmediğini, müvekkilinin dava konusu olayda yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve kusuru bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Dava; dava dışı üçüncü kişilere kullandırılacak kredilere teminat (ipotek) olarak gösterilecek taşınmazların değer tespitinin (kıymet takdiri) davalı tarafça değerinden fazla belirlendiği ve icrai satışta daha düşük bedelle satılmaları nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı taraf, dava konusu olayda kredilerin temini için üzerine ipotek tesis edilecek taşınmazların değerlerinin davalı tarafça fazla belirlenmesi ve icra müdürlüğünce yapılan kıymet takdirlerinde daha düşük bedelden satılmaları nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürmüş; davalı taraf ise, değerlemenin hazırlandığı dönem rayiç değerlere göre yapıldığını ve kusurlarının bulunmadığını savunmuştur. Sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 96.md (6098 sayılı TBK'nın 112.md) gereğince; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Anılan düzenlemeye göre, borcun hiç ...