DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ: 29/11/2012 KARAR TARİHİ: 21/02/2019 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirkette ayrı ayrı %16,67 oranında payları bulunduğunu, 29.08.2012 tarihinde genel kurulun toplanması için karar alındığını, genel kurul çağrısının posta yoluyla yapılmadığını, toplantıdan sonra rüçhan haklarını kullanıp kullanmayacaklarına dair gönderilen ihtarname ile haberdar olduklarını, genel kurulda sermayenin 17.500.000 TL'den 58.500.000 TL'ye çıkartılmasına karar verildiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıklarını, sermayenin artırılmasının objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, şirketin sermaye artırımına ihtiyacı bulunmadığını ileri sürerek, genel kurulda alınan...
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/1037 Esas KARAR NO : 2019/143 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ: 29/11/2012 KARAR TARİHİ: 21/02/2019 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirkette ayrı ayrı %16,67 oranında payları bulunduğunu, 29.08.2012 tarihinde genel kurulun toplanması için karar alındığını, genel kurul çağrısının posta yoluyla yapılmadığını, toplantıdan sonra rüçhan haklarını kullanıp kullanmayacaklarına dair gönderilen ihtarname ile haberdar olduklarını, genel kurulda sermayenin 17.500.000 TL'den 58.500.000 TL'ye çıkartılmasına karar verildiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıklarını, sermayenin artırılmasının objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, şirketin sermaye artırımına ihtiyacı bulunmadığını ileri sürerek, genel kurulda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; toplantıya çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, sicil ve yerel gazetede ilanla beraber davacılara iadeli taahütlü mektup gönderildiğini, çağrının usulsüz olmasının tek başına iptal sebebi sayılamayacağını, şirketin ihtiyaçları doğrultusunda sermayenin artırıldığını, davacıların sermaye artırımına katılacaklarını bildirdiklerini, ibranın usulüne uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkememize yapılan yargılama sonrasında 09/12/2014 tarih, 2014/353 - 401 E-K sayılı kararla özetle; davanın kısmen kabulü ile genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararının iptaline karar verilmiş, verilen karar davalı tarafça temyiz edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 09/02/2016 tarih, 20115/3161 Esas, 2016/1198 Karar sayılı kararıyla; "Dava, anonim şirket genel kurulunda sermaye artırımına ilişkin olarak alınan kararın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece şirketin sermaye artırımına gerekçe gösterdiği inşaat projesinin kalan maliyetinin çok üstünde artırım yapıldığı, alınan kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davalı taraf, şirketin ortaklarına borçları bulunduğunu, Kurumlar Vergisi Kanunu 11 ve 12. maddesi gereğince ortaklardan alınan borçların örtülü sermaye olarak kabul edildiğini, bunların vergi borcunda giderlerden sayılması için sermaye artırdıklarını, inşaat projesinin kalan işi ile ortaklara verilen borçların toplamının artırılan sermaye tutarı kadar olduğunu savunmuş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda muhasip bilirkişi sermaye artırımının Kurumlar Vergisi Kanunu 11 ve 12. maddesine uygun olduğunu belirtirken, şirketler konusunda uzman bilirkişi ise Kurumlar Vergisi nedeniyle sermaye artırılmasının TTK'nın 466. maddesine aykırı olduğunu, TTK hükümlerinin dolanılması anlamına geldiğini beyan etmiştir. Bu durumda, mahkemece kendi içinde çelişkili bilirkişi raporuna itibar ...