Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı idare arasındaki 21/12/1995 tarihli ... İnşaatı işine ait sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin tamamladığı işlerden doğan 1997 yılı bayındırlık birim fiyatları ile oluşan alacağının ödenmemesi üzerine İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtıklarını, dava neticesinde müvekkili lehine alacağa hükmedildiğini ve kararın kesinleştiğini ancak, söz konusu alacağın icra takibi sonucu 26/06/2008 tarihinde tahsil edebildiğini, vadesinde ödenmeyen alacağın müvekkili şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle şimdilik 10.000 TL munzam zarar talebinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 09/01/2013 tarihli dilekçesi ile...
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/936 Esas KARAR NO : 2018/1098 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ: 29/04/2009 KARAR TARİHİ: 15/11/2018 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı idare arasındaki 21/12/1995 tarihli ... İnşaatı işine ait sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin tamamladığı işlerden doğan 1997 yılı bayındırlık birim fiyatları ile oluşan alacağının ödenmemesi üzerine İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtıklarını, dava neticesinde müvekkili lehine alacağa hükmedildiğini ve kararın kesinleştiğini ancak, söz konusu alacağın icra takibi sonucu 26/06/2008 tarihinde tahsil edebildiğini, vadesinde ödenmeyen alacağın müvekkili şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle şimdilik 10.000 TL munzam zarar talebinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 09/01/2013 tarihli dilekçesi ile talebini 18.297,33 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen kararı ile davacıya ödeme yapıldığını, bu nedenle kesin hüküm itirazında bulunduklarını, aynı konuya ilişkin davacının yeniden dava açması ve munzam zarar ziyan talep etmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında 06/05/2014 tarih,... Esas,... Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 26/10/2016 tarih, ... E-K sayılı kararıyla; "Dava munzam zarar nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Dava tarihine göre uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu 105. maddede munzam zarar düzenlenmiştir. (Maddenin 6098 Sayılı Türk borçlar Kanunundaki karşılığı 122. maddedir.) Anılan 105. (6098 sayılı T.B.K. 122) madde uyarınca alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir. Yasa koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etmek olanağı yasal olarak mevcut değildir. Dava konusu somut olaydaki çözümlenmesi gereken hukuki sorun; temerrüt faizini aşan bir zararın mevcut olup olmadığıdır. Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira; davacı para alacağını zamanında alması halinde ne şekilde kullanacağını kanıtlayamamıştır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ...