Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Bölge Adliye Mahkemesi/E. 2018/1078 · K. 2020/119
Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2018/1078 K. 2020/119

E. 2018/1078K. 2020/1195 Şubat 2020
ön incelemeadil yargılanma hakkıbedelin iadesiiademakul süre
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında akdedilen 14/11/2017 tarihli sözleşmeye göre cihaz satış ve montaj bedelleri için sözleşmede 3. maddenin 3. bendinde belirlenen vade tarihindeki TCMB döviz satış kurlarının esas alınacağına ilişkin anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin belirlenen vadelerde tüm borcunu ödediğini ancak davalının ödemelerden sonra gerçekleşen kur artışı nedeniyle cihazları müvekkiline teslim etmediğini ve montajını yapmadığını, davalının ödemelerden aylar sonra kur farkı talebinde bulunduğunu, müvekkil şirketin eğitim hizmeti verdiğinden öğrencilerin mağdur olmaması adına davalı tarafından haksız olarak talep edilen kur farkını ödemek zorunda kaldığını ancak bu işlemin temeli olmadığını ve davalının sözleşmeye göre böyle bir alacağının...

Karar Metni

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/1078 KARAR NO : 2020/119

DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 19/11/2018 KARAR TARİHİ : 05/02/2020

Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında akdedilen 14/11/2017 tarihli sözleşmeye göre cihaz satış ve montaj bedelleri için sözleşmede 3. maddenin 3. bendinde belirlenen vade tarihindeki TCMB döviz satış kurlarının esas alınacağına ilişkin anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin belirlenen vadelerde tüm borcunu ödediğini ancak davalının ödemelerden sonra gerçekleşen kur artışı nedeniyle cihazları müvekkiline teslim etmediğini ve montajını yapmadığını, davalının ödemelerden aylar sonra kur farkı talebinde bulunduğunu, müvekkil şirketin eğitim hizmeti verdiğinden öğrencilerin mağdur olmaması adına davalı tarafından haksız olarak talep edilen kur farkını ödemek zorunda kaldığını ancak bu işlemin temeli olmadığını ve davalının sözleşmeye göre böyle bir alacağının olmadığını, davalı tarafından haksız tahsil edilen 32.038,01 TL kur farkı ödemesinin davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının yersiz olduğunu, sözleşmede vade tarihindeki TCMB döviz satış kurlarının esas alınacağı ibaresinin aksine son olarak taraflar arasında ürün bedellerinin üreticiye verildiği yani üretici tarafından düzenlenen fatura tarihlerine ait döviz satış kurunun esas alınacağı konusunda anlaşmaya varıldığını, 02/07/2018 tarihinde kesilen 3 adet faturaya davacının herhangi bir itirazda bulunmaksızın ödemeyi gerçekleştirdiğini, davacının sözleşmede belirtilen tarihte şantiyeyi kullanıma ve montaja hazır etmediği için ürünlerin geç teslimine muvafakat ettiğini, bu nedenle ödeme günü ile sipariş günü arasında kur farkı oluştuğunu, davacının iddialarının yersiz ve haksız olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, taraflar arasında akdedilen mal alım satım sözleşmesi doğrultusunda mal bedeli ödendikten sonra karşı tarafın talebiyle kur farkından kaynaklı fazla olarak ödenmek zorunda kalındığı iddia edilen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Öncelikle, uyuşmazlığa etkili olan hukuk ilkelerinin ve mevzuatın açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Anayasanın 90. maddesinin beşinci fıkra hükmü uyarınca, milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacak olması nedeniyle ilk olarak belirtilmesi gerekir ki; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(AİHS)nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından bir tanesi de yargılamanın makul bir süre içinde bitirilmesi ilkesidir. Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletlerin yargısal sistemlerini AİHSnin 6. maddesinde yer alan şartlara göre makul bir sürede yargılama dahil olmak üzere uyacak şekilde düzenlemek ile görevli olduğunu belirtmiştir (AİHM, Zimmerman ve Steiner İsviçre, 1...

Atıf Yapılan Mevzuat

AkıllıKanun

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 121

Belgelerin birlikte verilmesi

AkıllıKanun

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 128

Süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu

AkıllıKanun

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 129

Cevap dilekçesinin içeriği

AkıllıKanun

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 136

Tarafların ikinci dilekçeleri

OtomatikKanun

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 140

Ön inceleme duruşması15

OtomatikKanun

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 145

Sonradan delil gösterilmesi

Benzer Kararlar

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2018/1063 · K. 2020/118

5 Şubat 2020

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2018/1114 · K. 2020/708

19 Kasım 2020

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2018/584 · K. 2020/229

4 Mart 2020

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2018/948 · K. 2020/114

5 Şubat 2020

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2018/1062 · K. 2020/123

6 Şubat 2020

Bölge Adliye Mahkemesiİstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

E. 2018/970 · K. 2020/709

12 Kasım 2020