DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 30/01/2020 Taraflar arasındaki menfi tespit davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz üye hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine başlatılan İstanbul .... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında tebligatlar muhtara yapılmış olup, alacaklı tarafça yapılan taşınmaz haczi sonrasında hacze konu taşınmazlar için ortaklığın giderilmesi davası açılmasıyla müvekkilinin haberdar olduğunu, bu nedenle takibe itiraz süresi geçen müvekkilinin, borçlu olmadığının...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 18.HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI ESAS NO : 2018/86 KARAR NO : 2020/204 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/10/2017 NUMARASI : 2015/562 Esas, 2017/894 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 30/01/2020 Taraflar arasındaki menfi tespit davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz üye hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine başlatılan İstanbul .... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında tebligatlar muhtara yapılmış olup, alacaklı tarafça yapılan taşınmaz haczi sonrasında hacze konu taşınmazlar için ortaklığın giderilmesi davası açılmasıyla müvekkilinin haberdar olduğunu, bu nedenle takibe itiraz süresi geçen müvekkilinin, borçlu olmadığının tespiti için iş bu davayı açtığını, müvekkilinin, takibe konu kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla sorumlu gösterildiğini, ancak söz konusu kefalet sözleşmesi geçersiz olduğunu, takip konusu genel kredi sözleşmesinin davalı ile ... arasında 02.06.2005 tarihinde akdedildiğini, müvekkiline ise kefil sıfatıyla 02,06.2005 tarihli kefalet şerhi imzalatıldığını, ancak söz konusu kefalet sözleşmesi yasal geçerlilik şartlarından yoksun olduğunu, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin ancak kefilin sorumlu olacak azami miktarın muayyen olması şartıyla geçerli olacağını, oysa davaya konu kefalet sözleşmesinde, kefilin sorumlu olacağı borç miktarı belirli olmadığını, bu nedenle ortada geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunduğundan bahsedilmesi mümkün olmayıp müvekkilinin borçtan sorumluluğu da söz konusu olmayacağını, kefalet sözleşmesinde asıl borçlu ve kefalet tarihi de bulunmadığını, takibe konu borcun sona erdiğini, müvekkilin sorumlu olacağı bir borç dahi bulunmadığını,kabul anlamına gelmemek kaydıyla biran için kefalet sözleşmesi geçerli kabul edilse dahi müvekkilinin sorumlu olacağı bir borç da bulunmadığını, bahse konu borca teminaten ayrıca ipotek sözleşmesi yapılarak, müvekkilinin taşınmazına ipotek tesis edildiğini, 16.01.2006 tarihinde ise bakiye borç miktarının ... tarafından ödenmiş olup, ilgili banka şubesince ipoteğin fekki yapıldığını, nitekim borç devam ediyorsa olsaydı, davalı banka tarafından ipoteğin kaldırılması söz konusu olamayacağını, ipoteğin kaldırılmasından sonra borçlu tarafından kullanılan kredi varsa, genel kredi sözleşmesine istinaden değil, çek ve vesaik karşılığı kullanılan kredi olduğunu, ipoteğin kaldırılmasından sonra, borçlu tarafından çek ve vesaik karşılığı kredi kullanılmış olabileceği taraflarınca haricen öğre...