Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunun eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, davalı tarafa hiçbir kusur yüklenmemiş olmasının dosya içeriğine, usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumunun kazanın meydana geldiği yerin fiziki özelliklerini değerlendirmediğini, müvekkilinin hız sınırının 50 km/sa. olduğu, yüksek korkuluklarla ayrılan yolun yaya geçidinin bulunduğu yerinden karşıya geçmek istediğini, davalı taraf makul hızda, dikkatli ve tedbirli...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2020/164 KARAR NO: 2022/494 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/01/2019 NUMARASI: 2016/131 (E) - 2019/107 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat KARAR TARİHİ: 22/03/2022 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunun eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, davalı tarafa hiçbir kusur yüklenmemiş olmasının dosya içeriğine, usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumunun kazanın meydana geldiği yerin fiziki özelliklerini değerlendirmediğini, müvekkilinin hız sınırının 50 km/sa. olduğu, yüksek korkuluklarla ayrılan yolun yaya geçidinin bulunduğu yerinden karşıya geçmek istediğini, davalı taraf makul hızda, dikkatli ve tedbirli biçimde hareket etmiş olsa idi, yolun karşısına birinin geçmekte olduğunu görebilecek durumda olacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda:Olaydan sonra kolluk tarafından düzenlenen "Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında" davacı yayanın beyanının alınamadığı ve ışık durumunun bilinemediği gerekçesiyle kusura ilişkin görüşe yer verilmemiş; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu raporunda ise olayın meydana geldiği yer irdelenmek suretiyle, olayın 6 mt. genişliğinde iki şeritli bölünmüş yolda meydana geldiği; zeminin asfalt kaplama ve kuru, virajlı, olay zamanının gündüz, havanın açık olduğu, olayın yerleşim yerinde meydana geldiği, sürücünün yeşil ışıkta geçiş yaptığı kanısına ulaşılarak davalı sürücü ...'nın kusurunun bulunmadığı, davacı yaya ...'ün ise ışık ihlali yaparak kazanın oluşumuna neden olduğu gerekçesiyle %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemenin hükmüne esas aldığı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 30/10/2018 tarihli raporunda davalı sürücü ...'nın yönetimindeki araç ile davacının kaza sırasındaki konumları ve adları geçen davacı ile davalının davranışları irdelenerek, davacının olayın meydana gelmesindeki kusur oranının, yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasındaki nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve Kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve k...