DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) KARAR TARİHİ: 25/10/2019 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında 08/01/2010 tarihinde düzenlenen protokol gereğince gayrimenkul satış sözleşmesinin ve senedin muvazaalı ve bedelsiz olduğunu, ancak davalının müvekkili aleyhine bonoya dayalı takip başlattığını, takibin kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek müvekkilinin icra takibi ve dayanağı senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2017/2755 Esas KARAR NO : 2019/2249 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2017 NUMARASI : 2016/839 2017/214 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) KARAR TARİHİ: 25/10/2019 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında 08/01/2010 tarihinde düzenlenen protokol gereğince gayrimenkul satış sözleşmesinin ve senedin muvazaalı ve bedelsiz olduğunu, ancak davalının müvekkili aleyhine bonoya dayalı takip başlattığını, takibin kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek müvekkilinin icra takibi ve dayanağı senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında davacının hissedarı bulunduğu taşınmazla ilgili müvekkilinin ortağı ve yetkilisi olduğu inşaat şirketi arasında 2009 yılında gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmasından başlayarak henüz nihayete ermemiş ticari ilişki bulunduğunu, davacının sorunlarına çözüm bulmak amacıyla muhtelif protokoller düzenlendiğini, davacının 08/01/2010 tarihli protokole dayanmasının haksız olduğunu, bu protokolde 2.500.000,00 TL'lik senedin bedelsiz olduğu yazıldıktan sonra paragrafın sonunda "ancak yukarıda belirtilen bono ile ...'in ileride aşağıdaki şekilde doğması muhtemel iki adet alacağı teminatlandırılmıştır." cümlesinin eklendiğini, dolayısıyla aynı maddenin altında a-b şeklinde açıklanan iki durumun gerçekleşmesi halinde müvekkilinin doğacak alacaklarının teminatını oluşturacak şekilde bu senedin düzenlendiğini, müvekkilinin protokole uygun bir şekilde takip başlattığını, davacının da süresinde takibe itiraz etmediğini, müvekkilinin takipte talep ettiği miktar kadar protokol hükümleri gereğince alacağı bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere göre; tarafların aralarında akdettikleri gayrimenkul satış sözleşmesi ve davalı lehine düzenlenen 2.500.000,00 TL bedelli emre yazılı senedin bedelsiz ve muvazaalı olduğu, senedin tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığı, muvazaalı olarak düzenlenen belgelerde tarafların gerçek iradesinin dikkate alınması gerektiği, bu belgelerden gayrimenkul satım sözleşmesinin hiçbir hüküm doğurmaksızın geçersiz olduğu, burada tarafların sadece kambiyo senetlerine dayalı yapılacak bir icra takibinin görünürdeki sebebini oluşturmak amacında oldukları, doğması muhtemel ve fakat henüz doğmamış ve dolayısıyla miktarı belirlenmemiş bir alacak için teminat amacıyla bir kambiyo senedi düzenlenmesinin mümkün olmadığı gerekçel...