Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • Araçlar
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Yargıtay/E. 2020/4611 · K. 2021/5635
YargıtayYargıtay 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2020/4611 K. 2021/5635

E. 2020/4611K. 2021/563522 Eylül 2021
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

AI Özeti

AI

Mahkeme Kararı Özeti Olay: Davacı şirket, davalıya karşı 30.000 TL tutarında bir bonodan dolayı borçsuzluğun tespitini talep etmiştir. Davalı, söz konusu bonoyu geçerli bir senet olarak değerlendirip ödememe protestosu çekmişken, davacı bonoyu imza sahtekarlığı temelinde reddetmiştir. Hukuki Değerlendirme: Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak bonoyu imza tespitinin yaptırılmıştır. Uzman raporu, incelemeye konu senet üzerindeki imzanın davacı şirket temsilcisinin imzası olmadığını, taklit bir imza bulunduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla davacı şirket sahte senet sebebiyle sorumlu tutulmayacaktır. Sonuç: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, esas mahkemenin kararını onamıştır. Davacının davalıya borçlu olmadığı tespitine karar verilmiş, davalının kötü niyetle tazminat talebinin reddedilmiştir. Davalı temyiz eden taraftan temyiz ilam harçları tahsil edilmiştir.

Karar Metni

11. Hukuk Dairesi 2020/4611 E. , 2021/5635 K. " " MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 16.09.2019 tarih ve 2018/419-2019/1236 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının 30.11.2012 tanzim, 30.01.2013 vade tarihli, 30.000.-TL bedelli senetten dolayı müvekkiline ödememe protestosu çektiğini, ancak senetteki imzanın müvekkili şirket yetkilisinin imzası olmadığını belirterek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %20 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava dışı bir firmadan müvekkilinin sattığı mallara karşılık alınan davacı keşideli 4 adet çekin dava dışı icra dosyasından takibe konulduğunu, bunun üzerine davacı tarafın müvekkilini defalarca arayarak söz konusu takipten feragat edip çekleri iade etmesini, karşılığında düzenleyecekleri yeni bir bonoyu vereceklerini beyan ettiklerini, müvekkilinin güvendiği kişilerin de araya girmesi sonucunda dava dışı takipten feragat edilip çeklerin davacıya iade edildiğini, davacının kargo yoluyla işbu dava konusu bonoyu müvekkiline gönderdiğini, bonodaki imzanın dava dışı çeklerdeki imzalara benzemesi nedeniyle müvekkilinin bononun sahteliğini anlayamadığını, vadesi gelen senet ödenmediğinden ödememe protestosu çektiklerini, ancak davacının kötüniyetli olarak bu davayı açtığını, davacı hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dolayı savcılığa da şikayette bulunduklarını savunarak davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; senet üzerindeki imzanın senedin düzenlenme tarihinde şirket adına imzaya yetkili tek şahıs olan ...'e ait olup olmadığı hususunda grafoloji alanında uzman bir bilirkişiden rapor alındığı, bilirkişi raporuna göre, incelemeye konu 30.11.2012 tanzim tarihli, 30.01.2013 ödeme tarihli ve 30.000.-TL bedelli senet üzerindeki imzanın davacı şirket temsilcisine ait olmayan taklit imza olduğu, sahte senet sebebi ile davacının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.11.2012 tanzim tarihli, 30.01.2013 vade tarihli 30.000.-TL bedelli bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz iti...

Benzer Kararlar

YargıtayYargıtay 11. Hukuk Dairesi

E. 2020/3846 · K. 2021/4455

26 Mayıs 2021

YargıtayYargıtay 11. Hukuk Dairesi

E. 2020/3869 · K. 2021/2183

9 Mart 2021

YargıtayYargıtay 11. Hukuk Dairesi

E. 2019/5103 · K. 2020/2935

16 Haziran 2020

YargıtayYargıtay 11. Hukuk Dairesi

E. 2020/3925 · K. 2021/4919

9 Haziran 2021

YargıtayYargıtay 11. Hukuk Dairesi

E. 2020/4026 · K. 2021/3312

5 Nisan 2021

YargıtayYargıtay 11. Hukuk Dairesi

E. 2020/3637 · K. 2021/649

1 Şubat 2021