Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile bir proje çizimi konusunda anlaşmaları neticesinde çizimi gerçekleştirip faturasını karşı tarafa göndermesine rağmen ödeme yapılmadığını, Eskişehir .. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile girişilen takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında hiç bir akdi ilişki bulunmadığını, müvekkili için bir iş yapılmadığını, salt fatura düzenlenmesinin borç doğurucu nitelikte bulunmadığını, sözleşme veya projenin onayına dair bir teyit bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2017/1265 KARAR NO : 2018/17 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2017 NUMARASI : 2015/978 Esas, 2017/247 Karar, DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 16/01/2018 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile bir proje çizimi konusunda anlaşmaları neticesinde çizimi gerçekleştirip faturasını karşı tarafa göndermesine rağmen ödeme yapılmadığını, Eskişehir .. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile girişilen takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında hiç bir akdi ilişki bulunmadığını, müvekkili için bir iş yapılmadığını, salt fatura düzenlenmesinin borç doğurucu nitelikte bulunmadığını, sözleşme veya projenin onayına dair bir teyit bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davalı borçlunun akdi ilişkiyi kabul etmediği, hem itiraz hem de cevap dilekçesinde aradaki ticari ilişkiyi reddettiğinin anlaşıldığı, alacaklının kendi ikametinde ya da vekilin bulunduğu yerde icra takibi yapamayacağından usulüne uygun icra takibi yapılmadığından, Eskişehir'de taraflarla ilgili herhangi bir husus bulunmadığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekilince, 13/04/2016 tarihli duruşma tutanağında görüleceği üzere davalı vekilinin istifa dilekçesi gönderdiği ve asile tebliğe çıkarıldığı, daha sonraki aşamalarda da davalı adına herhangi bir vekalet ibrazı bulunmadığından davalı lehine vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf talebinde bulunulmuştur. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin; 07/11/2012 gün ve 2012/4145 esas 2012/6920 karar sayılı kararında ".... asıl ve birleşen davada bilahare istifa etmiş ise de davalı, vekille temsil edildiğinden her iki davada reddolunan kısım üzerinden davalı yararına vekâlet ücreti takdiri gerekirken davalı lehine vekâlet ücreti tayin edilmemesi de usul ve yasaya aykırı görülmüştür." denilmiş; 28/03/2008 tarih ve 2007/2525 esas, 2008/1966 karar sayılı kararında ise "Asıl dava davacıya vekâleten avukatı tarafından açılmış ve 15.02.2006 tarihinde istifa edinceye kadar vekille temsil edilmiş, davalı şirket de dava süresince vekille temsil olunmuştur. ... Bu durumda asıl davada kabul ve reddolunan kısım üzerinden vekille temsil olunan taraflar yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmı uyarınca nisbî vekâlet ücreti takdiri" gerektiği belirtilmiştir. Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 10/06/2016 gün ve 2016/4057 esas 2016/10417 karar sayılı karar...