Taraflar arasında görülen tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, yasal süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan Genel Satın Alma Sözleşmesi gereğince, davalı tarafından asbestsiz olduğu yazılı beyan ve taahhüt edilerek satılan contaların, müvekkili şirket tarafından monte edildiği hidrolik kaldırıcıların, ABD merkezli ... firmasına, imal ettiği traktör aksamında kullanması amacıyla satılması ve davalıdan satın alınan bu ürünlerin asbestli olduğunun ortaya çıkması ile ... firmasına ödedikleri ve ödemekte bulundukları maddi zararın tazminini istediklerini, davalının hilesi ile gizlenerek müvekkili şirkete satılan contalar...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2018/1688 KARAR NO: 2020/520 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/06/2018 NUMARASI: 2013/10 Esas - 2018/574 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat Taraflar arasında görülen tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, yasal süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan Genel Satın Alma Sözleşmesi gereğince, davalı tarafından asbestsiz olduğu yazılı beyan ve taahhüt edilerek satılan contaların, müvekkili şirket tarafından monte edildiği hidrolik kaldırıcıların, ABD merkezli ... firmasına, imal ettiği traktör aksamında kullanması amacıyla satılması ve davalıdan satın alınan bu ürünlerin asbestli olduğunun ortaya çıkması ile ... firmasına ödedikleri ve ödemekte bulundukları maddi zararın tazminini istediklerini, davalının hilesi ile gizlenerek müvekkili şirkete satılan contalar sebebiyle sadece müvekkili firmanın itibarının değil, sektöründe öncü ... firmasının da itibarının zedelendiğini, müvekkili firmanın 3.575.236,32 USD olarak tespit edilen zararı, yaptığı uzun görüşmeler çerçevesinde 2.700.000 USD'ye indirildiğini ve müvekkilinin ödemelere başladığını, ödemelerin, bu tutar karşılanıncaya kadar devam edeceğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 270.000 USD'nin ya da bu tutarın fiili ödeme günündeki TL karşılığının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesindeki dava değeri 480.330,00 TL olarak gösterilmiştir. Davacı vekili, tahkikat aşamasında verdiği ıslah dilekçesiyle, neticei talebini 4.816.368,00 Tl artırmış olup dava dilekçesindeki talep ettikleri tutarla birlikte alacak toplamının, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davanın zamanaşımına uğradığını bildirip, 6103 sayılı Kanun'un 6. maddesine göre TTK'nın yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü sürelerin o zamanki hukuka bağlı olduğunu bildirdiğini, davalı şirkete mal tesliminin en son 24/05/2011 tarihinde yapıldığını, huzurda görülen davanın ise 09/01/2013 tarihinde açıldığını, bu sebeple 6 aylık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında yapılan sözleşmede davacı şirkete ürünlerin her zaman muayene ve kontrolünü yapma yetkisi tanındığını, ancak davacı şirketin bu yetkisini hiçbir zaman kullanmadığını, müvekkili şirketin dava konusu ürünleri asbestsiz olarak sipariş ederek davacı şirkete teslim ettiğini, müvekkili şirketin hile ile gizleme veya gerçeğe aykırı belge ve beyanlarla davacı şirketi yanıltma gibi bir t...