DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Adi Ortaklığa Dayanan) KARAR TARİHİ: 17/11/2020 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalı aleyhine İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nun ... E. sayılı dosyasından takip başlattığını, davalıya gönderilen ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takibin durduğunu ve tüm bu nedenlerle itirazın iptaline, takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı şirket arasında 01.11.2008 tarihli işbirliği sözleşmesi imzalandığı konusunda bir uyuşmazlık söz konusu...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2018/2377 KARAR NO : 2020/1522 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/04/2018 NUMARASI : 2014/1449 E - 2018/385 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Adi Ortaklığa Dayanan) KARAR TARİHİ: 17/11/2020 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalı aleyhine İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nun ... E. sayılı dosyasından takip başlattığını, davalıya gönderilen ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takibin durduğunu ve tüm bu nedenlerle itirazın iptaline, takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı şirket arasında 01.11.2008 tarihli işbirliği sözleşmesi imzalandığı konusunda bir uyuşmazlık söz konusu olmadığını, sözleşmenin 9. maddesinde de; haksız fesih halinde bu haksız fesihte sebep olan tarafın diğer tarafa 50.000 TL cezai şart ödeyeceği de açık olarak düzenlendiğini, davacı nezdinde çalışanların maaş ödemeleri davacı yanca yapılmadığından buna ilişkin olarak İstanbul 10. İş Mahkemesinin 2010/456-761-762 Esas sayılı dosyalarında dava açılmış ve bu çalışanlara ilişkin ödenmeyen ücretler yargı kararı ile hüküm altına alınmıştır. davacı yanın işbirliği sözleşmesindeki edimleri yerine getirmediği yargı kararı ile sabit hale geldiğini, bu sebeple sözleşme haklı ve hukuka uygun olarak feshedilmiş olduğundan davacı yanın ayakta kalmayan bu sözleşmeye dayanarak cezai şart talebinde bulunması hukuken mümkün olmadığını ve tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından; Alınan rapor ve dosya kapsamı dikkate alındığında davacı yanın cezai şart talebinin haklı olduğu değerlendirilmiş, davalının bilirkişi raporuna yaptığı itirazlar yerinde görülmemiştir. Mahkememizce davalı tarafın iştigal alanı ve sözleşmenin kapsam ve mahiyeti dikkate alındığında cezai şart olarak ön görülen miktarın fahiş olmadığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte mahkemelerin sözleşmelerde belirtilen cezai şartlara ilişkin takdir ve denetim yetkisinin bulunması nedeniyle cezai şart alacakları likit nitelikte değildir. Bu bakımda davanın kabulüne karar verilmiş fakat davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacak likit olmasına rağmen icra inkar tazminatına karar verilmemesinin hatalı olduğunu, faiz başlangıcının 01/07/2010 yerine icra takibinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, cezai şartın tenkisinin talep edilmesinin taraflar tacir olduğu için mümkün ...