DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Markaya Tecavüzün Önlenmesi, Meni, Maddi ve Manevi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/01/2020 tarih ve 2018/491 E. - 2020/36 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait "..." markasının 1995 yılından beri kullanıldığını ve 14.01.1998 tarihinde 36. sınıfta tescil edildiğini, tüketiciler nezdinde "..." ve "..." markasının müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı tarafından müvekkil Şirket markasının haksız ve hukuka aykırı surette kullanıldığının ve bundan haksız kazanç...
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
.... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/01/2020 NUMARASI :....
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Markaya Tecavüzün Önlenmesi, Meni, Maddi ve Manevi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/01/2020 tarih ve 2018/491 E. - 2020/36 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait "..." markasının 1995 yılından beri kullanıldığını ve 14.01.1998 tarihinde 36. sınıfta tescil edildiğini, tüketiciler nezdinde "..." ve "..." markasının müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı tarafından müvekkil Şirket markasının haksız ve hukuka aykırı surette kullanıldığının ve bundan haksız kazanç sağlandığının tespit edildiğini, davalıya uyarı yazısı yazıldığını ancak davalının buna itiraz ettiğini, davalı adına tescilli .... ...." ibareli markanın da bulunduğunu, müvekkili markası ile davalı markası arasında iltibas tehlikesinin olduğunu, çünkü her iki markanın asli unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğunu, bu nedenle davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, öte yandan internet ortamında yapılan sorgulamada, davalının 2016/44442 sayılı markasını tescilli olduğu biçimde kullanmayıp, "... ..." şeklinde kullandığının anlaşıldığını, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru olduğunu, dolayısıyla bu ibarenin Paris Sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca da korunmasının gerektiğini, müvekkilinin markasının hitap ettiği grubun bilgilenmiş tüketici olarak kabul edilemeyeceğini, davalının aynı veya benzer sınıf ürün ve hizmetlerde müvekkilinin tescilli markasını hukuka aykırı olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer bir şekilde kullandığını ve bu durumun müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı tarafın hukuka aykırı kullanımının kötü niyetli olduğunu, SMK'nın 150. maddesi uyarınca müvekkilinin zararının tazminini talep edebileceğini, maddi tazminat miktarının emsal lisans bedeline göre hesaplanmasını talep ettiklerini ileri sürerek, davalı adına 2016/44442 sayı ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalının, müvekkili markasına tecavüzünün önlenmesine ve menine, 5.000,00 maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafın iddiasına dayanak markasını kullanmadığını, bu nedenle hem marka hakkına tecavüz hem hükümsüzlük davası bakımından kullanmama definde bulunduklarını,...