Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı sigorta şirketinin ZMS sigortacısı olduğu sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan ..., 31/10/2016 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında vefatı ile ölenin desteğinden yoksun kalan eşi ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL'lik belirsiz alacak davası açtıklarını, dava açmadan önce sigorta şirketine önceden başvuru yaptıklarını, ancak sigorta şirketinin, davacının kabul etmediği bir rakamı EFT ile gönderdiğini, bu sebeple ödemeyi geri yolladıklarını, araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olması sebebiyle, hesaplanacak maddi tazminatın sigorta limiti dahilinde ödenmesini talep etmiştir.Bilirkişi raporundan sonra davacı...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2019/138 KARAR NO : 2019/462 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/08/2017 NUMARASI : 2017/3664 Esas - 2017/3664 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Destekten Yoksun Kalma) KARAR TARİHİ: 14/11/2019 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı sigorta şirketinin ZMS sigortacısı olduğu sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan ..., 31/10/2016 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında vefatı ile ölenin desteğinden yoksun kalan eşi ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL'lik belirsiz alacak davası açtıklarını, dava açmadan önce sigorta şirketine önceden başvuru yaptıklarını, ancak sigorta şirketinin, davacının kabul etmediği bir rakamı EFT ile gönderdiğini, bu sebeple ödemeyi geri yolladıklarını, araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olması sebebiyle, hesaplanacak maddi tazminatın sigorta limiti dahilinde ödenmesini talep etmiştir.Bilirkişi raporundan sonra davacı vekili talebini ıslah ederek 73.590,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; tazminat bedeli ödediklerini, başvurunun reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte olursa kaza tarihinin 31/10/2016 tarihinde olduğu değerlendirilerek yeni genel şartlar uyarınca tazminatın hesaplanması gerektiğini, olayda hatır taşımacılığının söz konusu olduğunu, bu hususun değerlendirilmesi gerektiğini, kusur durumunun araştırılması gerektiğini, ölenin emniyet kemeri takmamasının kazaya etkili olduğunu, sigorta şirketinin daha önce ödeme yapmış olması sebebiyle faiz taleplerinin reddi gerektiğini, aynı şekilde daha önce yapılan ödeme gereğince yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında; talebin kısmen kabulü ile 61.993,26 TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 gün sonrası olan 22/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.Davalı vekili İtiraz Hakem Heyetine verdiği dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, sigorta şirketinin başvuru üzerine davadan önce ödemiş olduğu bedeli iade eden başvuru sahibinin kendi temerrüdünden faydalanarak faiz işletilmesinin haksız olduğunu, sigorta şirketinin ödeme yaparak sorumluluğunu yerine getirdiğini, TBK 106. maddesi gereği alacaklının temerrüdünün söz konusu olduğunu, yine bu başvurudan önce ödenen 55.000,00 TL'ye ilişkin vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin masrafların başvuran üzerinde bırakılması gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, sigorta şirketinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle aley...