Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili ile davalı Ali tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Ali'nin tüm, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı Kurum, 09.10.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalı Erdoğan'ın hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca davalılardan teselsül hükümlerine göre rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davalı T... yönünden davada taraf sıfatı bulunmadığı, davalı...
10. Hukuk Dairesi 2011/5485 E. , 2013/6178 K.
KURUM ZARARININ RÜCUEN TAZMİN
İŞLETMENİN DEVREDİLMESİ
HUSUMET
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 124
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 448
SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) (506) Madde 26
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 174
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 173
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 141
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 180
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 179
"İçtihat Metni"
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ile davalı Ali tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Ali'nin tüm, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı Kurum, 09.10.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalı Erdoğan'ın hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca davalılardan teselsül hükümlerine göre rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davalı T... yönünden davada taraf sıfatı bulunmadığı, davalı Zayim yönünden ise iş kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle haklarındaki davanın reddine karar verilmiş, davalı Ali'nin kusuru %10 kabul edilerek istem hüküm altına alınmıştır.
Davalılardan T... 233 sayılı KHK.nın 3. maddesi uyarınca TEK Kurumundan ayrılarak iki ayrı İktisadi Devlet Teşekkülü olarak 15.09.1993 tarihli 21699 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ana statü ile organlarının görev alanları belirlenmiştir. Bilahare kendisine bağlı, tüzel kişiliği haiz müesseseler olarak teşkilatlanan davalı Kuruluşun müesseselerinin ticaret unvanı alıp ticaret siciline tescil edildiği ve Limited veya çoğunlukla Anonim Şirket olarak teşkilatlandıkları ve her bir şirketin özelleştirme suretiyle dönem dönem özel sektöre devredildiği anlaşılmaktadır.
İktisadi Devlet Teşekkülleri 233 sayılı KHK.'de saklı tutulan hususlar dışında "özel hukuk hükümlerine" tabidirler ve teşebbüs, müessese ve diğer birimlerin tasfiye ve devrini düzenlemiş bulunan anılan KHK de sorumluluk yönünden özel bir hüküm getirilmemiştir. Bu durum karşısında İktisadi Devlet Teşekküllerinin taraf olduğu devir, birleştirme ve diğer intikal hallerinde uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 179-180. maddeleri hükmü uyarınca "devre konu pasifler yönünden" sorumluluğu doğacaktır. Borçlar Kanunu'nun anılan hükümleri buyurucu nitelikte olduğundan sorumluluk kaydı, sözleşme, devir statüsü veya idari bir tasarrufla hiçbir şekilde etkisiz ve uygulama dışı bırakılamaz. Bunun tamamen etkisiz bırakılması veya sınırlandırılması ancak bir kanunl...