5271 sayılı CMK.nın 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulacağı belirtilmiş olup, bu denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlamaktadır. İncelemeye konu dosyada; sanığın yokluğunda 17.07.2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, yokluğunda verilen bu kararın sanığın bilinen son adresi olan ... adresinde tebliğ edilmeden, doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğ edilerek kesinleştirildiği, ancak sanığın bilinen son adresine usulüne uygun tebligat yapılmadan, doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligatın usule aykırı olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas,...
8. Ceza Dairesi 2022/65 E. , 2022/4297 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Gereği görüşülüp düşünüldü: 5271 sayılı CMK.nın 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulacağı belirtilmiş olup, bu denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlamaktadır. İncelemeye konu dosyada; sanığın yokluğunda 17.07.2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, yokluğunda verilen bu kararın sanığın bilinen son adresi olan ... adresinde tebliğ edilmeden, doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğ edilerek kesinleştirildiği, ancak sanığın bilinen son adresine usulüne uygun tebligat yapılmadan, doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligatın usule aykırı olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 sayılı kararında da açıklandığı üzere; verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı ve denetim süresinin başlamayacağı, denetim süresi başlamadığı için de denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı cihetle, yerel mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, sanığın 10.07.2013 tarihli sorgusunun olduğu ve 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının sorgu tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla; sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve CMK'nın 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞÜRÜLMESİNE, adli emanetin 2012/193 sırasında kayıtlı bıçağın TCK'nın 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine, 14.03.2022 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY Çoğunluğun görüşü; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı ve denetim süresinin başlamayacağının, Denetim süresi başlamadığı içinde denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahsedilmeyeceği açıklanması geri bırakılan kararın açıklanma koşullarının bulunmadığı cihetle yerel mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu bu nede...