Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulmakla; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; 01/08/2017 başlangıç tarihli sözleşme ile davalı şirkete verdiği elektrik tedariki hizmeti nedeniyle 03/09/2018 keşide ve 10/09/2018 vade tarihli 993,23 TL bedelli faturayı gönderdiğini, ancak faturaya konu bedelin davalı şirket tarafından ödenmediğini, davalı vekili tarafından takibe itiraz dilekçesinde 10/09/2018 tarihinde 993,23 TLlik bir ödeme yapıldığı belirtilmiş ise de gerek bu ödemenin gerekse 09/08/2018 tarihinde yapılan 741,01 TLlik ödemenin sözleşmenin 4.3. maddesinde yer alan hüküm gereğince davalı şirkete gönderilen 12/07/2018 tarihli fatura için ödeme olarak girildiğini ileri sürerek;...
3. Hukuk Dairesi 2021/7688 E. , 2022/2957 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulmakla; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; 01/08/2017 başlangıç tarihli sözleşme ile davalı şirkete verdiği elektrik tedariki hizmeti nedeniyle 03/09/2018 keşide ve 10/09/2018 vade tarihli 993,23 TL bedelli faturayı gönderdiğini, ancak faturaya konu bedelin davalı şirket tarafından ödenmediğini, davalı vekili tarafından takibe itiraz dilekçesinde 10/09/2018 tarihinde 993,23 TLlik bir ödeme yapıldığı belirtilmiş ise de gerek bu ödemenin gerekse 09/08/2018 tarihinde yapılan 741,01 TLlik ödemenin sözleşmenin 4.3. maddesinde yer alan hüküm gereğince davalı şirkete gönderilen 12/07/2018 tarihli fatura için ödeme olarak girildiğini ileri sürerek; vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı; sözleşmede yer almamasına rağmen güvence bedelinin davacı tarafından bildirim yapılmadan faturalara yansıtıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davalı tarafından 10/09/2018 tarihinde yapılan 993,23 TL tutarındaki ödemeye ilişkin dekontta 10/09/2018 vade tarihli ve 993,23 TL bedelli fatura için ödeme yapıldığının belirtildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 101. maddesi uyarınca birden çok borcu bulunan borçlunun, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebileceği, bu itibarla davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 15/11/2021 tarihli yazısında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 101 inci maddesinde yer alan hükmün emredici mahiyette olmadığı, tarafların bu durumun aksini kararlaştırabilecekleri, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.3 nolu maddesiyle, abonenin tedarikçiye birden çok borcu bulunması halinde yapılan ödemenin hangi borca mahsuben kabul edileceği hususunda tedarikçiye yetki tanındığı, buna göre mahkemece; öncelikle davalı abonenin ödeme anında birden çok borcu bulunup bulunmadığı noktasında bir değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı bulunduğu ileri sürülerek; hükmün, kanun yararına bozulması talep edilmiştir. Kısmi ifaya ilişkin kurallar, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 101 inci maddesi; Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.: Aynı Kanunun 102 nci maddesi;Kanunen geçerli bir açıklama yapılm...