Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre ve diğer temyiz şartları yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili ilk dava dilekçesinde; müvekkilinin hizmet alım sözleşmeleri kapsamında alt işveren taşeron şirketler yanında davalı İdare bünyesinde çalışmakta iken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında davalı kurumda sürekli işçi kadrosuna atandığını, sürekli işçi kadrosuna atandığı tarih itibariyle uygulanmakta olan hizmet alım sözleşmesinde müvekkilinin...
9. Hukuk Dairesi 2022/4955 E. , 2022/5770 K.
"İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 6. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 34. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre ve diğer temyiz şartları yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı vekili ilk dava dilekçesinde; müvekkilinin hizmet alım sözleşmeleri kapsamında alt işveren taşeron şirketler yanında davalı İdare bünyesinde çalışmakta iken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında davalı kurumda sürekli işçi kadrosuna atandığını, sürekli işçi kadrosuna atandığı tarih itibariyle uygulanmakta olan hizmet alım sözleşmesinde müvekkilinin ücretinin asgari ücretin %49-51 fazlası olarak belirlendiğini, ancak 2019 yılı Ocak ayı başından itibaren müvekkilinin eksik ücret aldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan ücret, ilave tediye ve ikramiye alacağı talebinde bulunmuştur.
2. 23.10.2019 tarihinde verdiği tam ıslah dilekçesinde; dava dilekçesinde yer alan taleplerini yol ve yemek ücreti olarak değiştirdiklerini, müvekkiline davalı işveren tarafından sosyal yardım ödemesi veya ek ödeme veya sair ödemeler adı altında yol ve yemek ücreti ödemesi yapılırken 2016/Haziran ayından sonra söz konusu ödemenin idarenin tek taraflı bir genelgesiyle kaldırıldığını, yol ve yemek ücretinin tek taraflı olarak kesilmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 22 nci maddesine aykırılık teşkil edeceğini, en son 2016/Haziran ayında 416,00 TL yol ve yemek ücreti ödendiğini, maaş bordroları incelendiğinde bu durumun açıkça görülebileceğini belirterek 2016 Temmuz ayından dava tarihine kadar olan ödenmeyen yol ve yemek ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunarak taleplerin zaman aşımına uğradığını, davacının davalı kurumdan herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı ile ihtirazi kayıt koymaksızın imzalamış olduğu yeni sözleşmede yemek ve yol ücretine dair açık bir düzenleme bulunmaması, yemek ve yol ücretinin iş yeri uygulaması haline geldiği durumlarda dahi tarafların yapacakları yeni sözleşmeyle bu durumun aksine bir düzenleme belirleyebilmeleri karşısında; davacının somut olayda imzaladığı 01.07.2016 tarihli yeni sözleşmede yemek ve yol ücretine dair herhangi bir belirleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar...