Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece bozmaya direnmesine ilişkin kararı sonucunda, davacının direnme kararını temyiz etmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca "Direnme uygun olup, davacılar vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 3. Hukuk Dairesine gönderilmesi kararı üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar, kardeş olduklarını, babalarının vefat ettiğini ancak babalarının zilyedinde bulunan dava konusu gayrimenkullerin kadastro çalışmaları sırasında kardeşleri olan davalı adına tapuya tescil edildiğini, bunun üzerine taraflar arasında 17/04/2001 tarihinde Borç Anlaşma Sözleşmesi adıyla bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme gereği davalının da gayrimenkullerin satışından sonra paylarına düşecek kısımları ödemeyi kabul ve...
3. Hukuk Dairesi 2022/3087 E. , 2022/5680 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVACILAR : 1-..., 2-..., 3-..., 4-..., 5-..., 6-...,
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece bozmaya direnmesine ilişkin kararı sonucunda, davacının direnme kararını temyiz etmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca "Direnme uygun olup, davacılar vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 3. Hukuk Dairesine gönderilmesi kararı üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar, kardeş olduklarını, babalarının vefat ettiğini ancak babalarının zilyedinde bulunan dava konusu gayrimenkullerin kadastro çalışmaları sırasında kardeşleri olan davalı adına tapuya tescil edildiğini, bunun üzerine taraflar arasında 17/04/2001 tarihinde Borç Anlaşma Sözleşmesi adıyla bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme gereği davalının da gayrimenkullerin satışından sonra paylarına düşecek kısımları ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bu sebeple taraflar arasındaki bu sözleşmeye güvenerek kadastro işlemine itiraza ilişkin herhangi bir dava açma yoluna gitmemeyi tercih ettiklerini, ancak davalının sözleşme ile taahhüt ettiği edimlerini yerine getirmediğini, bugüne kadar herhangi bir ödemede bulunmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla üçüncü kişilere satışı yapılan taşınmazların satış bedelinden hisselerine düşecek tutarın, satışı yapılmamış taşınmazların ise rayicinin tespit edilerek davacıların hisselerine düşen miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı, davaya konu taşınmazların babadan intikal yoluyla değil bizzat kendisinin malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunması nedeniyle adına tespit ve tescil edildiğini, bu durumun davacıların tapu iptal ve tescil talebiyle açtığı Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/400 E., 2004/895 K. sayılı kararıyla da tespit edildiğini, davacıların bu taşınmazlar üzerinde herhangi bir hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece; kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 24/03/2016 tarih 2015/40193 E. 2016/8617 K. sayılı ilamı ile --Dava, taraflar arasında imzalanmış olan 17/04/2001 tarihli sözleşme gereğince alacağın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, davacılar tarafından Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/400 E., 2004/895 K. sayılı kararı ile davalıya yönelik olarak açmış olduğu tapu iptal tescil davasında bahsi geçen taşınmazların davalı adına tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştiğinden bahisle kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de---iki dava dosyasındaki talep sonuçlarının farklı olduğu ve Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/400 E., 2004/895 K. sayılı dosyasında verilip kesinleşen kararın bu dava açısından kesin hüküm teşkil etmeyeceği anlaşılmakta...